Benim Ağaçlarım

9
91
kiraz ağacı ile ilgili görsel sonucu

Bir yerde
okumuştum, her gün ağaçları izlemek, gerçekten bakmak yani farkında olarak
bakmak, depresyondan koruyormuş. Bazen aklıma gelir , durup izlerim ağaçları ve
düşünürüm “acaba kaç kişi senin gölgende oturdu? kaç hayata tanıklık
ettin? kaç kişi sana bakıp durup düşündü ve o kişiler şimdi hayatta mı?”. 150-200
yıllık bir ağacı düşünürsek bir kaç insan neslini görmüştür. Mesela eskiden
köylerde evlerin bahçelerinde ağaç olan evler vardı ve kaç çocuk o ağaçlara
kurulan salıncaklarda sallandı. Mesela dede-baba-torun belki de torunun torunu.
Ama o ağaç hep oradaydı, insanlar geldiler, geçtiler. Böyle düşünmek bana
ölümlü olduğumu hatırlatıyor. Her şeyin geçici olduğunu bu yüzden olmuş veya olmamış
şeylere üzülmenin bir anlamı olmadığını(kesin depresyona iyi geliyor:))) 

Sevgili Mehtap’ta yazmıştı “benim ağaçlarım” yazısını, okumak isterseniz; http://pudrasekerim.blogspot.com/2019/07/benim-agaclarm.html

Nar, Olgun, Nar Ağacı, Mediterranean


Aklımda kalan ağaçları düşündüm şu an, çocukluğumdan beri. Yan komşumuzun nar ağacı ilk aklıma gelen, bizim bahçeye dalları
uzardı ve komşumuz bize alabileceğimizi söylerdi ama annemler o vermeden
almazlardı:) Çok güzeldi, nar ağacı çok estetik bir ağaç , meyveleri öyle güzel
veriyor ki sanat eseri gibi, “mucize diye bir şey var yaaa” diye
düşünüyorsunuz.
Sonra halamların bahçede ki dut ağacı. Nasıl da patlayıncaya kadar
dut yerdik:)))) halamın kızıyla.
Babaannemin bağında ki incir ağacı, kiraz ağacı hatırımda kalanlar.
Bu arada farkına vardım ki hep meyve ağaçları kalmış aklımda, midesine düşkün biri olaraktan:))))

Son ağaç bu “depresyona iyi geliyormuş” yazısını okuduktan
sonra iş yerime giderken yolun üzerinde olan ağaç .O yazıyı okuduktan sonra fark ettim, aslında o hep oradaydı. Yaya kaldırımı üzerinde ama çok
şükür ki kesmemişler. Bu meyve ağacı değil bak dikkatinizi çekerim:) Çok büyük
bir ağaç 150 yaşında falan vardır bence en az. Her sabah işe gelirken
pazartesi,salı , çarşamba vb…. sendromu yaşarken , homur homur suratsız bir
şekilde yürürken kafamı kaldırıp ona bakınca kendime “hey ne oluyorsun
arkadaş, hayat ne kadar güzel, bak ağacın ne kadar dingin ve halinden memnun
görünüyor” diyorum ve yoluma devam ederken gülümsediğimi fark ediyorum.



Ağlamak Söğüt, Otlak, Baumm, Söğüt Ağacı


Ben Bursa’lı olduğum için olsa gerek ağaç olduğunda değil de
olmadığında çok fark ediyordum önceden. “Burası eksik sanki” 
hissi oluyordu ve bir bakıyordum bu his ortamda hiç ağaç ve yeşillik
olmamasından kaynaklanıyor.

İnsan doğadan uzaklaştıkça mutsuz olurmuş, bile bile her yeri betonlara çevirip mutsuz olmayalım . 
Bahçeme meyve ağaçları dikmek istiyorum , çocuklarımın da ağaçları olsun diye.
Sizin ağaçlarınız hangileri? Mesela ilk aklınıza gelen hangisi? Yoruma yazıp bizimle paylaşır mısınız?

9 YORUMLAR

  1. Ağaca bakmayı bende çok seviyorum, huzur veriyor. Mutfak penceremin önünde devasa bir ceviz ağacı var ona bakarak çay içmek çok keyifli oluyor. Çok güzel bir yazı elinize sağlık:)

  2. Biz Bursa 'lılar ağaçları seviyoruz anlaşılan. Bende Benim Ağaçlarım yazısı yazmıştım. Herkes yazsa ,evcillerimize gösterdiğimiz ilgi sevgi alakayı agaclarimiza da göstersek .Keşke .????Harika bir ağaç yazısı olmuş.

  3. Ağaç hakikaten nasıl bir canlı ki, yazını okurken bile içim ferahladı, depresyondan koruduğuna %10000 inanıyorum, yeşillik, çimen, ağaçlar bizi ferahlatıyor ve dolayısıyla depresyondan koruyor. Benim aklıma çocukken Sadiye yengemlerin bahçesinde dut silkelediğimiz ağaç geldi. Beyaz büyük bir çarşafa:) Eline sağlık Kadriye'ciğim.

  4. Selam, iadei ziyarete geldim 🙂
    Aslında geçenlerde bloglarda vardı, herkes kendi ağacını yazıyordu. Ben de çok istedim yazmayı ama işte ihmal ettim. Herkesin kendi için özel olan ağaçları vardır diye düşünüyorum.
    Sizin Nar ağacı gibi, mucizevi ve çok güzel 🙂

  5. Dedemlerin küçücük evlerinin küçücük bahçesinde pembe bir çardak gülü, birer tane yasemin, erik, mandalina ve bir tane de şeftali ağacı vardı. Hepsini severdik ama en çok şeftaliyi. Çünkü onun özelliği senede sadece bir meyve vermesiydi. Her yıl zamanı gelip olgunlaştığında, dalından koparıp ailemizdeki kişi sayısına göre dilimlere ayırır, paylaşırdık. O küçücük dilimler dünyanın en paha biçilmez lezzeti olurdu bizlere:)

  6. Ağaçları, yeşili, maviyi izlemek bana da hep huzur verir ve çok severim. İnsanın doğadan uzaklaştıkça mutsuzlaştığı bilimsel de bir gerçek aslında. Her tarafı betonlaştırdığımız için de olacak, hayata artık gri bakıyoruz. Diğer renkler soluklaştı sanki yaşadığımız yüzyılda. Bu çok üzücü.
    Ve siz anılarınızdan bahsedince benim de aklıma anneannemin bahçesindeki ağaca kurulan salıncakta sallanmalarım geldi. Ne güzeldi 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz