İmparator Nintoku-Halkın Zenginliği

3
59



“Japonya’da 4. yüzyılın sonlarına doğru tahta oturan İmparator
Nintoku, yüksek bir kuleye çıkar ve ülkesine bakar. Gökyüzüne doğru yükselen
tek duman dahi göremeyince, halkının yoksul düştüğüne ve bu yüzden hiç kimsenin
evinde pirinç dahi pişiremediğini anlar.
Hemen bir ferman çıkaran Nintoku, halkının üç yıl boyunca sadece
kendileri için çalışmasını emreder. Sarayda çalışanları bile evlerine
gönderir…
Sadece kendileri için çalışan halk, üç yılın sonunda bolluğa kavuşur…
Nintoku kuleye çıkar, ülkenin her yerinde ocakların tütmekte olduğunu yükselen
dumanlardan anlar. Yanındaki eşine sevinç içinde “artık zenginiz”
der…
İmparatoriçe ise üç yıl boyunca bakımsızlıktan dolayı her yeri eskiyen, çatısı
akan, çiçekleri solmuş sarayı göstererek “sen bu halimize zenginlik mi
diyorsun” der…
Nintoku’nun yanıtı, yüzyıllardır Japonlar’ın aklından çıkmaz; “Halkın
fakirliği, bizim fakirliğimizdir, zenginliği de bizim zenginliğimizdir.”
Alıntıdır.
 
Bu hikayeyi okuduğumda aklıma Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica geldi.
Kendisi dünyanın en yoksul devlet başkanı olarak tanınıyor ve 12 bin dolarlık
maaşının %90’nı hayır kurumlarına bağışlıyormuş. 
BBC’ye verdiği röportajda, “En yoksul devlet başkanı olarak anılıyorum ama kendimi yoksul hissetmiyorum.
Yoksul insanlar sadece pahalı bir hayat tarzına sahip olmayı sürdürmek adına
çalışan insanlardır ve her zaman daha fazlasını, daha fazlasını isterler
” diyor Mujica.
Sözlerini “Bu bir özgürlük meselesi. Çok fazla mülke sahip
değilseniz kendinizi hayatınız boyunca köle gibi çalışmak zorunda
hissetmezsiniz ve böylece kendiniz için çok daha fazla zamanınız olur. Garip
bir yaşlı adam gibi görünebilirim ama bu özgür bir seçim” diye konuşmuş.
Ne kadarda
doğru öyle değil mi? “Bu benim” dediğinizde cehenneminiz başlar. Sahip olma
arzusu bizi köleleştiriyor. Ahhh bunu bir anlayabilsek ve hiç unutmasak.

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz