BİR KAŞIK YOĞURDUN DEĞERİNİ BİLMEK

3
20
“BİR KAŞIK YOĞURDUN DEĞERİNİ BİLMEK
Bir konferansımda öfkeli bir makine mühendisi, “Bu
konferans salonundaki sekiz yüz kişinin hepsi sizin dedikleriniz kabul etse ve
aynen uygulasa ne yazar; dışarıda yetmiş milyonluk bir güruh var, güruh! Bu tip
konferanslar ve kitaplarla topluma hizmet ettiğinizi sanarak teselli
oluyorsanız, yanılıyorsunuz!” dedi.
“Elimde bir kaşık yoğurt var; benden yetmiş kazan
sütü yoğurt yapmamı istiyorlar,” diyen çok öfkeli öğretmen, ana baba, yönetici gördüm.
Ben ise, bir kaşık yoğurdum olduğu için sevinirim;
şükür duygusu içinde olurum; “iyi ki bir kaşık yoğurdum var,” derim. O bir
kaşık yoğurt benim etki alanımdır; onu bilirim. Ufak bir tencere bulurum,
yetmiş kazan sütten ufak tencereme alırım. O ufak bir tencere süt, ana baba
isem benim çocuklarım, öğretmensem benim öğrencilerim, yazar isem okurlarım
olur. O küçük tenceredeki sütün uygun koşullarda hazırlanarak bir kaşık
yoğurdumla mayalanmasına, çocuğumu yetiştirmeye, öğrencime öğretmen olmaya, bir
bilim insanı olarak konuşmaya, yazmaya özen gösteririm. Ve umutla, güvenle,
şükürle küçük bir tencere yoğurdum olmasına gayret ederim.
Etki alanım bir kaşık yoğurttu, şimdi küçük bir
tencere yoğurum oldu. Şimdi Facebook’ta yazıyorum, sizlerin işbirliğiyle takip
edenlerin sayısı bu günlerde dokuz yüz binlere ulaştı. Elimdeki bir küçük
tencere yoğurt büyüdü, bir kazan yoğurt oldu.
Zorluklarla karşılaşınca hayal kırıklığı içinde
bir köşeye çekilmek, şikâyet edip beklemek, sürekli birilerini suçlamak bir
seçenektir. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak, şevkle, umutla, güvenle,
şükür duygusu ve sevgiyle elindeki bir kaşık yoğurdun Adeğerini bilerek
çalışmak da bir seçenektir.
Siz, bir kaşık yoğurdun değerini bilen ana baba
mısınız?
Siz bir kaşık yoğurdun değerini bilen öğretmen,
doktor, çiftçi, yönetici, iş adamı, polis, hakim, yazar, muhtar, milletvekili,
üniversite öğretim üyesi, üniversite öğrencisi, dernek başkanı, esnaf mısınız?
Sizlerin gücüne inanıyor, güveniyor saygı ile,
sevgi ile gönülden selamlıyorum.”
Doğan CÜCELOĞLU
Bazı insanlar vardır (ki onlardan çok fazla
maalesef) çevrelerinde hep suçlayacak birilerini ararlar ve sürekli şikayet
ederler. Mesela birlikte bir yerlere gidersiniz orada yaşadığınız her şeyin
sorumlusu sizmişsiniz gibi davranır. Çünkü dünya ona söz vermiştir “bütün
dünya senin emrinde , işler yolunda gitmezse hemen suçlayacak birini bul,
mızmızlan, buna hakkın var” . Ben bu tarz insanlara “suçlu
hissetiren, enerji emici, üzerinize yıkılan” insan tipleri diyorum. Biraz
acımasızca mı oldu sanki? Ama çevrenizde böyle insanlar varsa ve mecburen
ilişki içerisindeyseniz bir süre sonra bunalıyorsunuz. Hiç memnun olmuyorlar ,
Trafikte kırmızı ışığın uzun süre yanmasından bile sizi sorumlu tutuyorlar.
Bazen o tarz insanlar için üzülüyorum çünkü çok
zor bir hayatları var bence. Sürekli olumsuz şeyler bulup şikayet etmeye
çalışmak, suçlayacak birilerini aramak  yorucu olsa gerek. Yani eğer bir
insanın size sıkıntı verecek bir davranışı varsa o kişi içinde o sıkıntının 10
mislini yaşıyordur. Size yansıttığı 10 da 1 dir. Yani asıl kendilerinedir
zararları.
Doğan Hocam’ın dediği gibi hayat seçeneklerden
oluşur. Çözüme odaklı olup elinden geleni yapıp beklemek doğru seçenektir.
Yapabileceğinin en iyisini yap sonra akışına bırak. Kendin için, çevren için
çok fazla -meli, malı” larının olması seni çok mutsuz eder. Esnemek lazım
azizim. Çünkü herşey siyah-beyaz değil, hayat grilerle dolu. Algıladığını
yaşıyorsa eğer insan o zaman işine yarayacak bir algı geliştirmeli. Elimizdeki
bir kaşık yoğurdun değerini bilen insanlar olmak dileğiyle……..

3 YORUMLAR

  1. Olabildiğince çabalamak şart.. hele de bu memlekette dünyada.. her gün negatif bir şeyler oluyor…ama pozitiflere odaklanmaya çabalamak bizi daha iyi hissettirecek ve başkalarına da zincir etkisi yaratacak diye düşünüyorum..ben şahsen elimden geleni yapmaya çalışıyorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz