Mutlu Olmanın Şartı Başarılı Olmak mıdır?

1
15

Selamlar
Bu gün Üniversite Sınavı münasebetiyle özellikle sınava girenler ve aileleri olmak üzere aşağıda paylaştığım röportajı okuyup farklı bir bakış açısından bakabilmeleri için bu yazıyı paylaşıyorum. Herkese başarılar tabiki ama “mutlu olmanın şartı başarılı olmak mıdır?”.
André Stern

Niçin Okula Gitmedim?

Besteci, yazar, beş dil dilen bir özgür eğitim uzmanı… André Stern, bu sıfatları bir gün bile okula gitmeden edinmiş.
Kendisi ile yapılan bu röportaj eğitim hakkında doğru kabul ettiklerimizi tekrar sorgulamamız için bir fırsat olabilir….
Neden okula gitmediniz?
Anne ve babam, kız kardeşimi, beni ve diğer çocukları gözlemlemişler.
Sonunda, her çocuğun dünyaya gelirken ihtiyaç duyduğu her şeyi de
beraberinde getirdiğine karar vermişler. 40 sene önce beyinle ilgili
bilimsel çalışmalar bu kadar ilerlememişti. Ancak bugün yapılan
çalışmalar gösteriyor ki, doğarken oyun oynama içgüdülerini ve
yaratıcılıklarını da yanlarında getiriyorlar. Yani oyun oynamak aslında
öğrenmekle eşdeğer. Ailemin hayata ve bize olan güvenleri tamdı. Benimle
ve kardeşimle ilgili geleceğe yönelik beklenti ve korkular
geliştirmemişlerdi. Dolayısıyla bilgi ve meslek sahibi olabilmek için
okula gitmenin tek yol olmadığını biliyorlardı. Her ikisi de çok mutlu
ve başarılı öğrencilik yılları geçirmiş olmalarına rağmen kız kardeşim
ve benim için okulsuz eğitimi uygun gördüler.

Fransa ‘da yaşıyor olmanızın da bunda katkısı var sanırım.

Evet, tabii ki… Başta Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde okula
gitme zorunluluğu yok. ABD gibi bazı ülkelerde ise okula gitmek
istemeyenler için evde öğrenim zorunluluğu var. Yani, yine ne
öğreneceğinize, nasıl öğreneceğinize, ne kadar zamanda öğreneceğinize
başkaları karar veriyor. Fransa bu konuda tamamen özgür. Ama birçok
Fransız ailenin bundan henüz haberi yok.
Anne ve babanızın çocukları gözlemlediğini söylediniz. Bunu nasıl yapmışlar?
Babam pedagog. Paris’te ‘Kapalı Mekân’ adını verdiği bir resim atölyesi
var. Küçük çocuklarla çalışıyor. Annem ise ilkokul öğretmeniydi.
Mesleğini yaparken çocukların okulda doğallıklarını kaybettiklerini,
yeteneklerinin sınırlar içinde kaldığını görmüş. Bu nedenle aslında çok
sevmesine rağmen mesleğini bırakmış. Benim ve kardeşimin gelişimini
takip etmek ve bizimle bolca vakit geçirme isteği de kararında etkili
olmuş.
Okuma yazmayı ne zaman öğrendiğiniz?
Üç yaşımda harfleri ve sesleri birleştirmeye başlamışım. Gazeteler
ilgimi çekiyordu, bu sayede sesleri birleştirerek hecelemeyi öğrendim.
Ailem sadece sorduğum sorulara cevap veriyordu. Tam anlamıyla okuma
yazmaya ise dokuz yaşımda başladım.André Stern
Yedi yaşındaki çocuğu okumayı sökemedi diye paniğe kapılabilecek birçok insan tanıyorum.
Benim ailem için çok doğal bir süreçti. Bir gün kendiliğinden olacağını
biliyorlardı. Bu nedenle üzerimde zaman baskısı yoktu. Zaten bütün
çocukların yedi yaşında okuma yazma öğreneceğine kim karar veriyor?
Doğal bir süreci kimse hızlandıramaz. Bir tırtılı eline alıp çekersen
daha çabuk büyümez, ölür.
Peki, evde nasıl zaman geçiriyordunuz?
Gerçek anlamda mutlu bir çocukluk geçirdim. Oyun oynayarak ve neye ilgi
duyuyorsam, beni ne heyecanlandırıyorsa onunla meşgul olarak… Dört
yaşımda gitarla oynamaya başladım, sonrasında gitar dersleri aldım.
Yanlış anlaşılmasın diye eklemeliyim ki, bizim evimizde de, kurallarımız
ve ritüellerimiz vardı. En sevdiğim şey, Legolarla oynamaktı. Haftada
bir gün babamın resim atölyesinde resim yapardım, amcamdan bilgisayar
öğrendim, İngiliz bir arkadaşımdan ise cebir… Kuzenimle beraber dans
dersleri aldım. Stressiz, zaman ve öğrenme baskısı olmadan, iyi notlar
almak için savaşmak zorunda kalmadan, öğrendiğimin farkına varmadan
yaşayarak, tutkuyla öğreniyordum. Bakır işçiliğine merak saldığımda,
bakır ve seramik tutkunu olan ailem bir ustayla temasa geçtiler.
Kaybolmaya yüz tutmuş bir el sanatıydı bu. 11 yaşımda Guy isimli ustamın
atölyesinde kurslar almaya başladım. Coşkuyla, heyecanla çekicin
çıkardığı sesi dinleyerek… Bakır konusundaki eğitimim üç sene sürdü. 18
yaşımda babamın anadili olan Almancayı öğrenmeye başladım. Babamın
hediye ettiği bir Almanca öğrenme programıyla günde altı saat çalışarak
altı ayda bu dili söktüm. Bunu yaparken kimse yanıma gelip “Almanca
bitti, şimdi matematik zamanı” demiyordu. Fotoğrafçılığı ise kitaplardan
ve yine bir ustanın kurslarından öğrendim.

Zengin bir aileydiniz herhalde? Bir dolu hoca ve ders saydınız çünkü…

Hayır, zengin değildik. Sadece önceliklerimiz farklıydı. Simco marka
arabamızı parçaları birbirinden ayrılıncaya kadar kullandık örneğin.
Hayatımızı okul zamanı, tatil zamanı, iş hayatı, özel hayat, hafta içi
hafta sonu gibi parçalara ayırmadığımızdan, dinlenmek için pahalı
seyahatlere de ihtiyaç duymuyorduk. Örneğin, hiçbir zaman televizyonumuz
olmadığı için yeni modeli çıktığında değiştirmek zorunda kalmıyorduk.
Giyim modası da takip ettiğimiz bir şey değildi.André Stern
Bunca eğitime rağmen hiç diplomanız yok değil mi?
Tabii ki yok. Bugüne kadar yaptığım işler için de diploma göstermem
gerekmedi zaten. Diplomam olmadığı, ama aynı zamanda okuryazar olduğum
için askerlik de yapmadım. Askerlik için form doldurmam gerektiğinde
önümdeki kâğıtta beş kutucukla karşılaştım. Yanlarında yüksekokul, lise,
meslek okulu gibi sınıflandırmalar vardı. En alttaki kutucukta ise
‘okuryazar değil’ ibaresi vardı. Bunların hiçbirine uymadığımı
söylediğimde, beni bir sınava tâbi tuttular. Üstün başarı ile geçmeme
inanamadılar. Çünkü onlara göre bir insan okula gitmediyse bu kadar çok
şey bilemezdi, eğer biliyorsa akıl dengesi yerinde olamazdı. Psikolojik
bir rahatsızlığım olduğuna karar verdiler. Ve askerlik yapmak zorunda
kalmadım.
Gelelim el yapımı gitar ustalığına…
22 yaşımdayken şimdiki ortağım ve en iyi dostum Werner’i buldum. Gitar
yapmak istiyordum. “Bu işi bana öğretebilir misin” diye sorduğumda bana
şu cevabı verdi; “Sana sadece ne yaptığımı gösterebilirim ama
öğretemem.” Ustamı bulmuştum. 20 yıldır Werner ile beraberiz.
Geçtiğimiz yaz Türkiye’de öğretmen bir çifte hikâyenizden
bahsettim. Korku dolu bir tepkiyle karşılaştım. Benimse kitabınızı
okuduktan sonra gözümün önünde farklı pencereler açıldı. Hayata ve
çocuklarıma karşı farklı bakış açıları geliştirdim. Siz nasıl tepkiler
alıyorsunuz?
Bir konunun altını çizmeliyim öncelikle! Ben okul düşmanı, sistem
karşıtı bir insan değilim kesinlikle. Tam tersi, eğitimcilerle çalışmak
işimin bir parçası. Birlikte seminerler veriyoruz. İkincisi, benim
hikâyem bir ‘metot’ da değil. Sadece şunu söylemek istiyorum; ben
alışılagelen bir yolun dışında yürüdüm ve mutluyum. Birçok insan
başarıyla mutluluğu aynı kefeye koyuyor. Başarıya ulaşmak için de
zorlanmamız, mücadele etmemiz, bunun için birçok ciddi ve önemli
sınavdan geçmemiz, yarışmamız, kıyaslanmamız gerektiği düşünülüyor.
Benim hayatım bunun tersini anlatıyor. Hiçbir şeyi elde etmek için
mücadele etmem gerekmedi. Hayata güvenip korkularımızdan kurtulduğumuzda
mutlu olacağımızı düşünüyorum. Bir çocuğu gerçek hayata hazırlamak diye
bir kavram var. Benim ailemin beni hayata hazırlaması gerekmedi çünkü
hayatın tam içinde yaşıyordum. Sorunuza gelince anlattıklarıma birçok
farklı tepki alıyorum. Üstün yetenekli bir çocuk olup olmadığımı
soranlar var. Kesinlikle değildim. Gerçekten çok normal, diğerleri gibi
bir çocuktum. Sadece bana güvenen, beni yönlendirmeden destek veren bir
ailem vardı. Bilimsel araştırmalar, okullarda aynı yaş grubundalar diye
çocukları bir sınıfta toplamanın doğru olmadığını ispatladı artık.
Çocukların gelişimleri, ilgi alanları, yetenekleri, heyecanları aynı
değil çünkü. Ama kimileri için bunu düşünebilmek bile imkânsız. Eski
alışkanlıklarına o kadar tutkuyla bağlılar ki!
Son olarak okullarda bunalan çocuklara ne söylemek istersiniz?
En önemlisi hayatta onları heyecanlandıran konuları bulmalarını
öneririm. “Hangi konuda kötüyüm, nasıl daha iyi olabilirim” yerine,
“hangi konuda iyiyim, nasıl daha da iyi olabilirim” sorularının
cevaplarını araştırsınlar. Aynı alanlarda birbirleriyle yarışmaktansa
farklı alanlardaki becerilerini ortaya çıkarmaya çalışsınlar.
Röportajı yapan: Şebnem Işıl GÜLER (tempomag)
Dünyalılar(dunyalilar.org sitesinden alıntıdır).

 

1 Yorum

  1. Anne Baba egitimliyse bu sekilde olabilir, baska türlü fiyasko olur. Cocuk hem okula gitmese, hemde evde televizyonun önünde park edilse, sonu ne olabilirki zaten. Thomas Edison da elektrik ampüllünü yayginlastiran kisi olarak cok sey basardi ve okula gittigi zaman tam iki ay hatirladigim kadariyla, okulda ögretmenler salak bu cocuk dedikleri icin okuldan almis kadin ogulunu ve evde egitmis. Ama annesi ögretmenmis zaten, sadece cok cocugu oldugu icin calismiyormus. Birde okumamis insanin cevresi güclü olmasi gerekiyor, ona yinede sans veren insanlar lazim, örnegin meslek yapmak icin. Bizim okulda notlari cok kötü olan oglan vardi ama babasi banka müdürüydü ve ogluna cok iyi bir meslek yeri bulmustu bankasinin bir subesinde ve sonucta oglan bugün hepimizden zengin ve rahat, biz se iki üniverste okuduk yeni yeni kendimizi toparliyoruz.
    Bende ögretmen olarak herzaman cocuklara okul basarisinin hayat basarisi anlamina gelmedigini söylüyorum, ama okul basarisi yinede bir anahtar. Bazi kapilari aciyor, ama orda tutunmak yine insana bagli. Ne basarili ögrenciler var, hayatlari mahvoluyor yanlis kararlar aldiklari icin. Uyusturucu, erken evlilik, erken hamilelik, tembellik, is yerinde anlasmazliklar yüzünden meslegi birakma, üniverstede bir sinavdan kalip onca yili bosuna okumus olmak gibi, daha neler neler.
    Egitim seminerlerinde bir seye daha dikkat cekiyordum: 8-11 yas arasinda bir insan neyi hobbi olarak, saatler boyunca, zorlanmadan ve cok severek yaptiysa, o dalda cok basarili olacak hayatta demektir, eger meslek olarak yaptigi seylere yakin bir is secerse tabii.
    Dün youtube daki cok basarili olan Zoella nin tesadüf bir videosunu gördüm, kendi 11 yasindayken, daha youtube ve vlog yapmak ne oldugu bilinmeyen bir zamanda, kendini videoya ceker ve "tatil baguluma bunu bunu koyuyorum, kendime sunu bunu aldim" gibi konusurmus ve buna "video günlügüm"dermis.
    Yetenegi buymus demek. Ve seneler sonra youtube sayesinde milyoner olan bir kizla karsi karsiyayiz 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz