MİM: 2020'den Neler Bekliyorum?

YAZAR : Pazartesi, Aralık 09, 2019
2020 ile ilgili görsel sonucu

Sevgili blog arkadaşım hayat yazıyor beni mimlemiş. Uzun zamandır mim yapamıyordum. Davete icabet etmek lazım.
2020'den neler bekliyorum? diye düşününce 2019 nasıl geçmiş diye düşünmeden edemedim. Mutluluklar, sevinçler, hayal kırıklıkları. En çok da ilişkilerde yaşadığım hayal kırıklıkları baskındı sanki bu yıl. Demek ki beklentilerimi yüksek tutmuşum 2019'da. İnsan hata yaparak, hatalarından ders alarak gelişir. Ve bu hataların sonucunda düşünmek gerekir dersleri. "Bu neden benim başıma geldi?" "Ne mesaj vermek istiyor?" vb.... gibi sorular sormalıyız ki kendimize ne demek istediğini anlayalım ve kendimizi o yönde iyileştirelim. Yoksa aynı hatayı anlayana kadar yapmaya devam ederiz ve "bu neden hep benim başıma geliyor?" diye sormaya devam ederiz. 2019 benim için defalarca yaptığım bir çok hatamla yüzleşme yılı oldu diyebilirim. Epey canım acıdı, anlamak istemeyip tekrarladığım hatalardan ve beklentilerden. Yüzleşmek zor bir şey, kendi hatanı kabul etmek, sorumluluğunu almak. Bu yıl epey yüzleştim, sorumluluk aldım diyebilirim.

2020 ile ilgili görsel sonucu

"2020' de her şey harika olacak, o hataları bir daha yapmayacağım, beklentilerimi sıfırlayacağım" gibi bir cümle kuramıyorum tabi ki. Değişen sadece sayılar , biz halen öğrenmeye , gelişmeye devam edeceğiz. Yaşadığımız müddetçe mücadeleye devam.
2020'den bireysel beklentilerim daha farkında ve huzurlu bir yıl olsun, hayallerimi gerçekleştirmek için çabalamaya devam edeyim, çocuklarım , eşim, ailem hepimiz sağlıklı olalım. Toplum olarak beklentim ise kriz sıkıntılarının geçmesi, işsizliğin azalması, herkesin ekonomisinde iyileşme olması diyebilirim. İlk aklıma gelenler. Toplum mutlu olursa bireyler mutlu olur. Ya da tam tersi bireyler mutluysa toplum mutlu olur daha doğru sanki:)
Toplum olarak daha bilinçli olmaya çok ihtiyacımız var. Kitap okumaya, öğreneceğimiz şeyler izlemeye , bir birimize daha nazik ve anlayışlı olmaya ihtiyacımız var. Umarım 2020'de bu konularda aydınlanmalar yaşarız:)
Değişen sadece rakamlar, zihinler değişmeli . 2020 yılı ve sonrası için "Aydınlanma Zamanları" dendiğini okumuştum. Umarım güzel şeyler olur. Herkes için şimdiden mutlu yıllar dilerim.

Kimleri mimliyorum? Oytunla Hayat ,Bir ,Mavianne

Hiç Kimse Sana Karşı Değil

YAZAR : Cuma, Kasım 29, 2019

Hiç Kimse Sana Karşı Değil

ELALEM KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
  
    “Bir cümle okudum, hayatım değişti” , hangi cümle bu? diye “Hiç kimse sana karşı değil, sadece herkes kendinden yana” cümlesi derdim. Belki buna benzer bir sürü cümle okuyoruz ama idrak etmiyoruz, yani anladığımızda anlamlanıyor o cümle. İşte ben idrak ettiğimde cümle anlamlandı.
    Çocukluğumuzdan beri hep duyduğumuz “elalem ne der?” cümlesi, ki ben annemden ve yakın çevremden çok fazla duyduğum için benim için önemliydi. Pek çoğumuz için de öyle. “Elalem ne der?” cümlesinin pan zehir gibi “aslında hiç kimse sana karşı değil, sadece herkes kendinden yana” .

ELALEM KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
    Mesela bir fotoğraf çektiriyoruz kalabalık bir grup halinde, ilk önce kime bakıyorsunuz? Tabi ki kendinize, hatta çoğunlukla sadece kendimize bakıyoruz. O zaman en çok kimi ve neyi önemsiyoruz? Kendimizi tabi ki.
    Psikoterapist Yazar Irvin Yalom Nietzsche Ağladığında kitabında “ Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir”  diyor.
    Yani eğer herkes en çok kendisini önemsiyor, umursuyorsa “başkaları ne der” diye düşünmemiz çok mantıklı değil. Başkaları sadece yaptığınız şeyler onları ilgilendiriyorsa gerçekten ilgilenirler sizin yaptıklarınızla.
      Demem o ki bir şey yapmak istediğinizde o ne der bu ne der diye düşünmeye kalkarsanız aklınıza bu cümle gelsin. “O” kendini ilgilendiren bir şey versa bir şey der, “Bu” da dese bile birkaç dakika bu konuyu düşünür, sonra hemen unuturJ))

Geç Kalmak ve Vasfiye Teyze

YAZAR : Pazartesi, Kasım 25, 2019

GEÇ KALMA KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu

* Ben genelde randevularıma biraz geç kalan bir insanım. Hayır bununla övünmüyorum tabi ki ama insanın kendisini kabul etmesi de lazım. Çok dakik ve erken gelen insanlarla sorun yaşıyorum zaman zaman bu yüzden. Ama değiştirmeye çabalıyorum tabi ki bu huyumu ancak mevcut durum bu. Evlendikten sonra bir baktım aynı özellik eşimde de var, hatta benimkinden daha fazla. Birbirimizle buluşmak sorun olmuyor da başka bir yere yetişmek sorun oluyor. O yüzden sürekli "hadi hadi, geç kaldık vb....." cümleler söylüyoruz. Oğlum bize göre çok daha dakik ve bir yere yetişme konusunda bize pek güvenmiyor:) Dün bana dedi ki , bizim bu geç kalma olayımıza bir teşhis koymuş; "geç kalmaya bağlı salgılanan adrenalin bağımlılığı hastalığı" varmış bizde:))))) Ailemizin hastalığıymış. Yaratıcı gençlik işte. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmez.

 VASFİYE TEYZE ile ilgili görsel sonucu

*Bir arkadaşım kahve içmeye çağırdı beni. Çok neşeli gittiğim evinden moralim bozulmuş ve eşime karşı öfke dolu çıktım. Bana neler neler söyledi, öyle muhabbet arasında, çok normalmiş gibi. Bu olaydan sonraki akşam televizyonda "Yalan Dünya" dizisinin tekrarına denk geldik. Orada ki Vasfiye Teyze tiplemesine bayılırdık, çok gülerdik gösterildiği dönem. İzlerken Vasfiye Teyze'nin bir  sahnesinde bir aydınlanma yaşadım kahkaha atarken . Eşime dedim ki "biliyor musun aslında etrafta bir sürü Vasfiye Teyze var, mesela arkadaşım X" . Neden öyle dediğimi sorunca eşim dedim ki "dün akşam eve geldiğimde sana karşı acayip dolmuştum, ince ince fitledi X beni, iyi mi söylüyor, kötü bir şey mi diyor anlamıyorsun , aynı Vasfiye Teyze gibi" . İkimizde güldük ama düşündüm ki eskiden bunları fark etmiyor ve sinirleniyordum. Ama artık fark ediyorum, ilk anda canım sıkılsa bile geçiyor. Yani demem o ki aslında çevremizde çok fazla Vasfiye Teyze var. Biraz uyanık olup onlara karşı önlemimizi almamız gerek. Allah Vasfiye Teyzeler'in şerrinden korusun:)

 İNANCIN GÜCÜ KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
*"Dileğini evrene söyle ve serbest bırak" secret yasasını biliyorsunuzdur. Son günlerde sık sık yaşıyorum, bu yasa işliyor, kesin bilgi:) Mesela iş yerinde ki odamızın yerini beğenmemiştim ve başka bir odaya bakıp; "şuraya taşınsak ne güzel olurdu" dedim ve sanırım 2 hafta geçmeden taşındık:))) Pek sık olan bir şey değildir bu durum. Bu ve bunun gibi bir sürü olayı peş peşe  yaşadım. Korkuyorum kendimden:)))) Reklamda ki kızın dediği gibi "İnanırsak olur bence" :)))


Cebimdeki Kabak Çekirdekleri - Yıldız KENTER

YAZAR : Perşembe, Kasım 21, 2019
yıldız kenterin yazısı ile ilgili görsel sonucu

Sevgili Yıldız Kenter, asil, zarif bir sanatçı. Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Onun anlattığı bir hikayeyi gördüm sosyal medyada, çok beğendim, sizlerle paylaşmak istedim.

"İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...Doğmak , ölmek isteğe bağlı değil.... Ölmek, belki bazen. Bize düşen yaşamak. Koşullar ne olursa olsun yaşamak... Ayakta kalmak.... Haydi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor... Uzun yaşamak bir ayrıcalık ..İyi, güzel.... Ama ayakta kalmak, kalabilmek . Ceza! Müthiş bir ceza!

İlkokuldayım , birinci sınıfta. Hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım. Karatahtanın önünde , sırtım sınıfa , yüzüm karatahtaya dönük, ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak.... Utanıyorum, midem bulanıyor. Ölmek istiyorum. Herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum. Sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı fark hissediyorum;kabak çekirdeklerim! Bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim. Mahmut'la(Benden bir buçuk yaş büyük ağabeyim;üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik. Evimiz taa tepede, Abidin Paşa Köşkü'nün orada.

yıldız kenterin yazısı ile ilgili görsel sonucu

Bahardı.....Bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş. Ev yok pek. Apartman hele hiç yok. Göz alabildiğine tarla . Papatyalar, gelincikler. Haydi be sende!... Ne diye ölecekmişim.... Mati'ciğimle güzelim dağ yolunda , çekirdek yiyerek, konuşa gülüşe eve gitmek varken!
Şimdi dönüp geriye baktığımda , hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum. Öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma! Değer mi?...Bir şey yap.

Met'i anımsıyorum, Sevgili Aziz Nesin'i.... İçim ısınıyor yeniden. Kalk hadi diyorum, durma koş, bir şeyler yap. Yaşa...
Dur diyorlar bir yandan da, koşma... Yeter, dinlen artık. Koşma... Öl artık! Ama çekirdeklerim bitmedi ki daha....


Aile Dizimi Terapisi

YAZAR : Çarşamba, Kasım 13, 2019
Aile Dizimi Terapisi nedir? Aile Dizimi nasıl yapılır? Bu yazımda aile dizimi terapisi ile ilgili deneyimimi paylaşacağım.

aile dizimi ile ilgili görsel sonucu



1-2-3 Kasım 2019 tarihlerinde Ankara'da Uyanış Festivali vardı. Sadece 2 kasım cumartesi günü gidebildim ama dolu dolu bir gün geçirdim o gün. Giriş katında büyük bir konferans salonu ve standlar vardı, satış ve tantımların yapıldığı. Alt kat salonlarda da çok sayıda atölye yapıldı. Mesela ben Nefes Atölyesi, Para Enerjisi Atölyesi ve Aile Dizimi Terapisi Atölyesine katıldım.
Aile Dizimi Terapisi Atölyesi deneyimimi anlatacağım bu yazımda sizlere.  "Dedesi erik çalmış, torununun dişi kamaşmış" diye bir söz vardır , hiç duydunuz mu? Yani atalarımızın yaptıklarının nesilden nesile aktarılıp bizleri etkilediğini anlatır. Aile Dizimi Terapisi'nin de temel mantığı bu. Hayatımızda anlam veremediğimiz kısır döngüler, sebepsiz sorunlar yaşadığımızda bu sadece bizimle ilgili olmayabilir diyor bu yöntemin savunucuları.
Benim deneyimlediğim aile dizimi terapisinde aile dizimi yapılacak kişiyi kurayla seçti terapist ve o kişiye kısaca hayat hikayesini ve çözmek istediği sorunu anlattırdı. Terapist ona, kendisini temsilen birisini seçmesini söyledi ve anne, baba, kardeş, eş, çocuk, babaanne, dede,anneanne gibi ailesinden insanları temsilen de birilerini seçtirdi. Seçtiği kişiler orada olan , izlemeye gelmiş normal insanlardı. Bu kişiler aile diziminde "alan" denilen ortada bir yerde ayakta durdular. Bu kişilere roller verildikten sonra bir süre sonra  o kişiler temsil ettikleri kişilerin ruh haline büründüler. Duruşları, bakışları hatta nefes alışları bile değişti. Terapist başlamadan önce bize alana çıkan kişilerin ortak bilinçle bir şekilde bağlantıya geçerek temsil ettikleri kişinin kişiliğine büründüklerini anlattı. Çok ilginç bir deneyimdi benim için. Terapist alanda ki kişilere tek tek nasıl hissettiklerini sordu.  Benim katıldığım dizinde anne rolünü alan genç kızın duruşu ve nefes alışı değişmeye başladı ve yüzünde memnuniyetsiz bir ifade oluştu. "Kendimi hasta, mutsuz ve yalnız hissediyorum" dedi. Diğer insanlarda da daha az belirgin olsa de değişim oldu ve katılımcıların sözleri çok ilginçti. Gerçekten de kendilerini üstlendikleri rollerde ki kişiler gibi hissettiklerini söylediler.

aile dizimi ile ilgili görsel sonucu

Çalışma yaklaşık 1 saat sürdü ve 1 saatin sonunda dizilime katılan bir çok kişi ağladı. Terapist bunun şifalanma olduğunu söyledi. Hatta orada sadece izleyici olarak bulunanların bile(yani bizlerin) şifalandığını söyledi. Şifalanmanın, sorunun geçmişte yaşanılan hangi olaydan kaynaklandığının bulunmasından sonra iyileşmeye başlayacağını söyledi. "Ortaya çıktıktan sonra iyileşme kendiliğinden başlar" dedi.
Daha önce aile dizimi hakkında bir arkadaşımın deneyimini dinlemiştim ondan ve dizimden sonra hafiflediğini söylemişti. O zamandan beri gözlemlemek istediğim bir terapi şekliydi aile dizimi terapisi. Almanya'da aile dizimi terapisi ile ilgili çok sayıda araştırma varmış ve bu yöntemin bilimsel olduğundan bahsediliyor konuyla ilgili yazılarda.

aile dizimi ile ilgili görsel sonucu
İlginizi çektiyse sizde araştırabilirsiniz, geçmişinizden getirdiğiniz ne varsa , ki hepimizin olduğunu söylüyor bu terapinin savunucuları, şifalanması için. Ayrıca terapiyi yapan kişi hemen dizim açtırılmaması gerektiğini, önce izlenmesi gerektiğini de söyledi. 
Anlattıklarımdan daha fazlasını merak ettiyseniz sizde bir dizim çalışmasına katılabilirsiniz. Önerir miyim? diye sorarsanız bunun öneriyle olacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani genel mantığını anlattığım kadarıyla ilginizi çektiyse katılabilirsiniz. 

Blogger tarafından desteklenmektedir.