Aile Dizimi Terapisi

YAZAR : Çarşamba, Kasım 13, 2019
Aile Dizimi Terapisi nedir? Aile Dizimi nasıl yapılır? Bu yazımda aile dizimi terapisi ile ilgili deneyimimi paylaşacağım.

aile dizimi ile ilgili görsel sonucu



1-2-3 Kasım 2019 tarihlerinde Ankara'da Uyanış Festivali vardı. Sadece 2 kasım cumartesi günü gidebildim ama dolu dolu bir gün geçirdim o gün. Giriş katında büyük bir konferans salonu ve standlar vardı, satış ve tantımların yapıldığı. Alt kat salonlarda da çok sayıda atölye yapıldı. Mesela ben Nefes Atölyesi, Para Enerjisi Atölyesi ve Aile Dizimi Terapisi Atölyesine katıldım.
Aile Dizimi Terapisi Atölyesi deneyimimi anlatacağım bu yazımda sizlere.  "Dedesi erik çalmış, torununun dişi kamaşmış" diye bir söz vardır , hiç duydunuz mu? Yani atalarımızın yaptıklarının nesilden nesile aktarılıp bizleri etkilediğini anlatır. Aile Dizimi Terapisi'nin de temel mantığı bu. Hayatımızda anlam veremediğimiz kısır döngüler, sebepsiz sorunlar yaşadığımızda bu sadece bizimle ilgili olmayabilir diyor bu yöntemin savunucuları.
Benim deneyimlediğim aile dizimi terapisinde aile dizimi yapılacak kişiyi kurayla seçti terapist ve o kişiye kısaca hayat hikayesini ve çözmek istediği sorunu anlattırdı. Terapist ona, kendisini temsilen birisini seçmesini söyledi ve anne, baba, kardeş, eş, çocuk, babaanne, dede,anneanne gibi ailesinden insanları temsilen de birilerini seçtirdi. Seçtiği kişiler orada olan , izlemeye gelmiş normal insanlardı. Bu kişiler aile diziminde "alan" denilen ortada bir yerde ayakta durdular. Bu kişilere roller verildikten sonra bir süre sonra  o kişiler temsil ettikleri kişilerin ruh haline büründüler. Duruşları, bakışları hatta nefes alışları bile değişti. Terapist başlamadan önce bize alana çıkan kişilerin ortak bilinçle bir şekilde bağlantıya geçerek temsil ettikleri kişinin kişiliğine büründüklerini anlattı. Çok ilginç bir deneyimdi benim için. Terapist alanda ki kişilere tek tek nasıl hissettiklerini sordu.  Benim katıldığım dizinde anne rolünü alan genç kızın duruşu ve nefes alışı değişmeye başladı ve yüzünde memnuniyetsiz bir ifade oluştu. "Kendimi hasta, mutsuz ve yalnız hissediyorum" dedi. Diğer insanlarda da daha az belirgin olsa de değişim oldu ve katılımcıların sözleri çok ilginçti. Gerçekten de kendilerini üstlendikleri rollerde ki kişiler gibi hissettiklerini söylediler.

aile dizimi ile ilgili görsel sonucu

Çalışma yaklaşık 1 saat sürdü ve 1 saatin sonunda dizilime katılan bir çok kişi ağladı. Terapist bunun şifalanma olduğunu söyledi. Hatta orada sadece izleyici olarak bulunanların bile(yani bizlerin) şifalandığını söyledi. Şifalanmanın, sorunun geçmişte yaşanılan hangi olaydan kaynaklandığının bulunmasından sonra iyileşmeye başlayacağını söyledi. "Ortaya çıktıktan sonra iyileşme kendiliğinden başlar" dedi.
Daha önce aile dizimi hakkında bir arkadaşımın deneyimini dinlemiştim ondan ve dizimden sonra hafiflediğini söylemişti. O zamandan beri gözlemlemek istediğim bir terapi şekliydi aile dizimi terapisi. Almanya'da aile dizimi terapisi ile ilgili çok sayıda araştırma varmış ve bu yöntemin bilimsel olduğundan bahsediliyor konuyla ilgili yazılarda.

aile dizimi ile ilgili görsel sonucu
İlginizi çektiyse sizde araştırabilirsiniz, geçmişinizden getirdiğiniz ne varsa , ki hepimizin olduğunu söylüyor bu terapinin savunucuları, şifalanması için. Ayrıca terapiyi yapan kişi hemen dizim açtırılmaması gerektiğini, önce izlenmesi gerektiğini de söyledi. 
Anlattıklarımdan daha fazlasını merak ettiyseniz sizde bir dizim çalışmasına katılabilirsiniz. Önerir miyim? diye sorarsanız bunun öneriyle olacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani genel mantığını anlattığım kadarıyla ilginizi çektiyse katılabilirsiniz. 

KIZ ARKADAŞLARIMA

YAZAR : Çarşamba, Kasım 06, 2019

Telefonuma gelen , kimin olduğu belirtilmemiş bu yazıyı çok beğendiğim için sizinle paylaşmak istiyorum.
kız arkadaşlar ile ilgili görsel sonucu

"KIZ ARKADAŞLARIMA...

  Stanford Üniversitesi'nde son dersin "zihin-beden bağlantısı olan stres ve hastalık arasındaki ilişki" olduğu bir akşam sınıfı var. Konuşmacı (Stanford'daki psikiyatri başkanı). Konuşmacı, diğer şeylerin yanı sıra, bir erkeğin sağlığı için yapabileceği en iyi şeylerden birinin bir kadınla evlenmesi; oysa bir kadının sağlığı için yapabileceği en iyi şeylerden birinin  kız arkadaşlarıyla ilişkilerini beslemek olduğunu söyledi.

  İlk başta herkes güldü, ama ciddiydi. Başkan devam etti: Kadınlar birbirlerine farklı bağlanır ve bu bağlılık stres ve zor yaşam deneyimleri ile başa çıkmalarına yardımcı olan destek sistemleri sağlar. Fiziksel olarak kaliteli bir "kız arkadaşı zamanı", daha fazla serotonin yaratmamıza yardımcı oluyor - bu durum depresyonla mücadeleye yardımcı olan ve genel bir iyi olma hissi yaratabilen bir nörotransmiter. Kadınlar duyguları paylaşırken, erkekler genellikle etkinlikler etrafında ilişkiler kurar. Ruhlarımızla kız kardeşlerimizle / annelerimizle paylaşıyoruz ve bu açıkça sağlığımız için çok iyi. Bir arkadaşla vakit geçirmek, genel spor hayatımız için koşu ya da spor salonunda egzersiz yapmak kadar önemlidir.

 kız arkadaşlar ile ilgili görsel sonucu

  "Egzersiz yaparken" vücudumuz için iyi bir şey yaptığımızı düşünme eğilimi vardır; fakat arkadaşlarla takılırken zamanımızı boşa harcıyoruz ve daha üretken bir şekilde meşgul olmalıyız diye düşünürüz. Bu doğru değil. Aslında, diğer insanlarla kaliteli kişisel ilişkiler kurma ve sürdürmede başarısızlık fiziksel sağlığımız için sigara kadar tehlikelidir. Bu yüzden, her zaman bir ahbapla takıl ve  takıldığın her zaman, sadece sırtına vur ve sağlığın için iyi bir şeyler yaptığın için kendini tebrik et! Gerçekten çok, çok kutsanmışız!

  Öyleyse kız arkadaşlarımızla (büyükanneler, kız kardeşler, anneler, yeğenler, kuzenler, teyzeler ...de dahil) olan arkadaşlığımızı test edelim. Bu açıkça sağlığımız için çok iyi.

  Bunu, hayatındaki tüm sevecen kadınlara, tıpkı benim yaptığım gibi, irtibatta kalmak için ilet! Hayatımdaki sağlıklı kalmamı sağlayan tüm kadınlara sevgilerimle..."

Yapıcı Eleştiri - Yıkıcı Eleştiri

YAZAR : Çarşamba, Ekim 30, 2019
  eleştiri ile ilgili görsel sonucu" 

Hepimizin alnında görünmez kalemle LBÖVÖH yazar. Açılımı "Lütfen Beni Özel ve Önemli Hissettir". Yani aslında hepimizin istediği kabul görmek ve önemli hissetmektir. Çocukken anne babamız tarafından çok eleştirildiysek yetişkin olduğumuzda bu ihtiyacımız daha çok olur. Çünkü çocukluk çağında eleştiri anne babadan geliyorsa çocuğa verdiği mesaj "seni olduğun gibi kabul etmiyorum" dur. Bu yetişkin olduğumuzda da kendi kendimizi olduğumuz gibi kabul etmememize sebep olur.
Eleştiride amaç karşımızdakinin gelişimi değil çözümsüzlüğü göstermektir. Gün içerisinde hepimiz  "ben senin iyiliğin için söylüyorum" la başlayan cümlelerine defalarca maruz kalıyoruz. Her ne kadar adına "yapıcı eleştiri" de deseler yapıcı değildir çünkü insan başka bir insan olumsuz bildirim vermekten hoşlanmaz. Çözüm yolu yoksa eleştiri yıkıcı bir duyguya dönüşür. 
Bazen eşim çocuklarımızı bir konuda eleştirmeye kalktığında "eleştirme , çözüm yolu göster. Nasıl doğru yapacağını anlat" derim. Çünkü genelde çocuklar eleştirildiğinde neen eleştirildiklerini ve nasıl davranırlarsa eleştirilmeyeceklerini bilemezler. 
Yani bağırıp yaptığı şeyleri eleştirmek yerine nasıl yaparsa daha iyi olur"u sakince açıklamak daha doğru olur. Sonuçta amacımız davranışı değiştirmektir yani üzüm yemektir bağcıyı dövmek değil:)

eleştiri ile ilgili görsel sonucu


Ben bazen eşime "beni öveceksen, takdir edeceksen konuş, eleştireceksen sonsuza kadar sus" diye şaka yaparım. Ama her şakanın altında ki gerçeklik payı bu cümlelerde var. Hiç kimse eleştirilmeyi sevmez ve içten içe aslında eleştiren kişide de olumsuz duygular uyandırır eleştiri. 
Etrafındakileri acımasızca eleştirenlere dikkat edin, onlar kendilerini de acımasızca eleştiren kişilerdir içlerinde. Ve bu yüzden kendileriyle kavgalıdırlar, dost değillerdir. 
Aslında dost olmamız gereken en önemli kişi kendimizizdir. Çünkü ne derler bilirsiniz "kendini sevmeyen kimseyi sevemez" . Kendimizi sevmek için eleştiri önümüzde engeldir. 
Önce kendiniz kendinize özel ve önemli hissettirin ki karşınızdakiler de size hissettirsin. Hatta o zaman buna o kadar da ihtiyacınız kalmaz.


Nostaljik Pazartesi: Bakış Açısı

YAZAR : Salı, Ekim 22, 2019


Bir hikaye var aklımda,hatırladığım kadarıyla anlatayım. Eski zamanlarda bir adam yaşadığı şehri terk edip başka bir şehre yerleşmeye karar vermiş. Yola çıkmış ve bir süre yol aldıktan sonra bir şehre gelmiş. Eskiden şehirlerin kapıları olurmuş. Bu şehrin kapısına geldiğinde kapıda bir adamla karşılaşmış.Bu adam bilge birisiymiş. Adama yaklaşıp sormuş: "bu şehrin insanları nasıldır?" Adam da düşünmüş ve soruya soruyla cevap vermiş "geldiğin şehirde ki insanlar nasıldı?" Gezgin adam demiş ki "aman sormayın oradaki insanlar geçimsiz, üçkağıtçı,yalancı ve çok sahtekarlardı. O yüzden kaçtım o şehirden". Bunun üzerine bilge adam "bu şehrin insanları da aynen öyledir" demiş ve gezgin adamda o şehre yerleşmemeye karar vermiş.
Bir süre sonra bilge adamın şehrine başka bir adam gelmiş ve bilge adama sormuş. "Bu şehrin insanları nasıldır?" Bilge adam yine aynı soruyla cevap vermiş "geldiğin şehirde ki insanlar nasıldı?" Adam "Geldiğim şehirdeki insanlar çok iyi insanlardı. Yardımsever, dürüst, iyi ahlaklıydı hepsi" demiş. Bunun üzerine bilge adam gülümsemiş ve "Bu şehrin insanları da aynen öyle" demiş.
Yani kıssadan hisse; cenneti de cehennemi de sen yanında götürürsün.
Birde babacığımın sürekli anlattığı bir hikayesi vardı aynı konuyla ilgili onu da anlatmalıyım yeri gelmişken. Adamın birine sormuşlar "nasılsın" "Ben iyiyim" demiş. "Eşin nasıl?" demişler "ben iyiyim" demiş. "çocukların nasıl?" "ben iyiyim" "annen,baban arkadaşların nasıl?" cevap yine "ben iyiyim" olunca "ehhhh ama anladık sen iyisin biz onları soruyoruz" o zaman adamda demiş ki "ben iyiyim de o yüzden iyiler".

Öğretmen İnsan Hayatında Çok Etkilidir

YAZAR : Cuma, Ekim 18, 2019
Öğrenme, Okul, Açık, Asya, Kitap, Erkek

Bir blog yazısı okurken aklıma kendi ilkokul öğretmenim ve oğlumun kreş öğretmeni geldi. Benim ilkokul öğretmenim çok sert bir adamdı. Soru sorar , verdiğimiz cevabı beğenmeyince bizi döverdi. Bizim sınıfta ondan dayak yemeyen yok gibiydi. Bildiğimiz halde parmak kaldırmaktan korkardık. Mesela hiç unutmam yönleri öğrenirken kuzey yerine güney dediğimde yanağıma inen tokatla yıldızları saymıştım. Hala bilmem yönleri, öğrenmekte istemem:)))) "e" harfini ters yaptığım için cetveli enine dik tutarak ellerime vurmuştu ve 3 gün şişlik ve kabarıklık geçmemişti. Annem ellerimi görünce okula kavga etmeye gidecekti ki babam engellemişti(keşke engellemeseymiş). Yıllar sonra sosyal medyada okuduğum bir cümlede "Bir insanın en büyük şansı çocukken iyi bir ilkokul öğretmenine rastlamasıdır" diyordu. Bu cümleye göre pek şanslı sayılmıyorum o halde. Hatta şanssızmışım. O yılları çok hatırlamak istemiyorum.
Üniversiteden mezun olup çalışmaya başladığım yıllarda bir gün ilk okul sınıf arkadaşımla karşılaştık. Arkadaşım çok başarılıydı, liseyi birincilikle bitirmiş, üniversite de Ankara Siyasal Hukuk Fakültesini dereceyle bitirmiş bir kızdı. Sohbet ederken bana "İlkokul öğretmenimiz bize ne yapmış Kadriye, hayatında ki etkilerini hissediyor musun?" diye sordu. O ana kadar bu konuyu bilinçli bir şekilde düşünmediğimi fark ettim . Sonrasında devam etti; "ben bütün okuduğum okulları birincilikle bitirdim biliyorsun, çalışmaya başladım, avukatlık yapıyorum ama ben konuşamıyorum, konuşmaktan korkuyorum, hep ilkokul öğretmenimin etkisi olduğunu düşünüyorum. Yanlış bir şey söylediğimizde bizi hep cezalandırıyordu , yanlış bir şey söylemekten korktuğum için bildiğim şeyleri bile söylerken çekiniyorum" dedi. Onunla karşılaşmamızdan sonra bende düşündüm, beni de o kadar etkilemiş miydi? Sonra etkilediğine karar verdim. Mesela herhangi bir ortamda çok rahat fikirlerimi beyan ederim ama sınıf ortamıysa ve öğretmen varsa biraz daha çekingen olurum. Ne yazık değil mi?
Çocuk, Oyun, Çalışma, Renk, Öğrenmek 

İkinci öğretmen de oğlumun kreş öğretmeni bir bayan. İşe giderken aynı otobüse binmek suretiyle uzaktan tanıdığım bir bayandı kendisi. Bir insanın sizden hoşlanmadığını hissedersiniz ya, (negatif elektirik), işte bu bayan bana karşı öyleydi. Bir kaç ay sonra oğlum kreşe başlayınca onun öğretmeni oldu. Oğlum 2,5-3 yaşlarında falandı. Yaz aylarıydı ve oturduğumuz sitenin kreşine gidiyordu Arda. Kreşin yanında da yüzme havuzu vardı. Her gün havuza gitmek isterdi, bende ona hafta sonu gidebileceğimizi söylerdim. Tabi hafta sonunu tam olarak bilemediği için "3 gün sonra yani uyuyup uyanacağız 3 kere vb.... "  gibi anlatırdım. Sonra bir gün bana "anne sen beni kreşe bırakıp havuza mı gidiyorsun?" diye sordu. Çok şaşırdım, "Hayır  tabi ki oğlum işe gidiyorum" dedim ama 10-15 gün boyunca bu soruyu zaman zaman yineledi. Eşimle ben neden böyle sorduğuna bir türlü anlam veremedik. Bir gün kreşe oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni yanıma geldi ve sohbet ederken bana dedi ki "ben Arda'ya annen seni kreşe bırakıp havuza gidiyor, aslında işe gitmiyor diye şaka yapıyorum". O an yüzümdeki ifadenin donduğunu, bir süre konuşamadığımı hatırlıyorum. Sonrasında "neden böyle bir şey söylüyorsunuz" dediğimde şaka yaptığını söyledi. Bir eğitimci o yaştaki bir çocuğun şaka ile gerçeği ayırt edemeyeceğini bilmiyor olamazdı , olmamalıydı.Küçücük bir çocuğa annesinin sanki ondan kurtulmak istediği, onu sevmediği , eğlenmeye gitmek için onu bıraktığı gibi bir mesaj verdiğinin farkında olmaması imkansız bir durumdu. Ama o kadar umursamıyordu ki çocuğun psikolojisini o anda öğretmen olmak bu kadar kolay olmamalı diye sinirlendiğimi hatırlıyorum.

Öğretmen çok önemli insan hayatında. Hayatının geri kalanını, yetişkin olduğunda bile etkiliyor. Keşke bütün öğretmenler bunun farkında olsa. Bir insanın hayatını nasıl etkilediklerini bilseler kayıtsız, umursamaz olamazlar. Bu iki örneği iyi öğretmenleri tenzih ederek söylüyorum tabi ki. Oğlumun kreş öğretmeni ile ilgili okul idaresiyle konuştuğumda bana kişisel sorunlar yaşadığı bir dönemden geçtiği için öyle davrandığını söylediler. Kişisel sorunlarımızı çocuklara bu kadar yansıtmak gibi bir şansımız olmaması gerektiğini düşünüyorum. O masum meleklere kişisel sorunlarımız yüzünden , düşüncesizce davranamayız, davranmamalıyız. Sizce de öyle değil mi?
Blogger tarafından desteklenmektedir.