Dualarınıza Dikkat Edin, Gerçek Olabilirler

YAZAR : Çarşamba, Aralık 11, 2019

dua  karikatür ile ilgili görsel sonucu

Dünyada ki haksızlıklar karşısında çok sinirlenir ve üzülürüm ve hep "ben haksızlık yapan olmayayım da haksızlığa uğrayan olabilirim" diye bir cümle kullandığımı fark ettim bir süre önce.Hatta blogda bir yazımda da aynı şeyi yazmıştım. Bu cümleyi kullandığımdan beri , şu an geriye dönüp baktığımda daha fazla haksızlığa maruz kaldığımı görüyorum ve aman diyorum ben yandım siz yanmayın:))))))
Çok yüce bir düşünce olabilir haksızlık yapan değil de haksızlık yapılan olmayı tercih etmek. Yani çok erdemli bir inanış tarzı olduğunu düşünürdüm. Artık öyle düşünmüyorum ve diyorum ki "düşüncelerinize, inandıklarınıza, dualarınıza dikkat edin, gerçek olabilirler" .
Çünkü düşünceleriniz ve inandıklarınız sizin gerçeğinizi oluyor. Sonra da neden bu tarz olayların başımıza geldiğiniz sorguluyoruz.
İlk defa haksızlığa uğrayan olmayı tercih ederim cümlesini kullandıktan hemen sonra bir arkadaşımın çok haksız yere beni suçlamasına maruz kaldım mesela. Ama anlamadım bu inanışımla ilgili olabileceğini. Sonra iş yerinde bir haksızlığa maruz kaldım. Sonra sosyal ilişkilerimde bir kez daha.
Haksızlığa uğramak , suçlu olmadan suçlanmak, yanlış anlaşılmak ya da hiç bir etkinizin olmadığı durumlardan sorumlu tutulmak.Çok üzücü durumlar bunlar.
Bir kaç kez yaşadıktan sonra "bu inancımla yaşadıklarım arasında bir bağlantı olabilir mi ki acaba?" dedim. Ve cümlemi değiştirdim "haksızlık yapan da haksızlığa uğrayanda olmak istemiyorum" demeye başladım.
Araştırsak kim bilir neler çıkar. Mesela para kazanmanın çok zor olduğuna inanıyorsak kolay yoldan para kazanmamız mümkün mü?  Oğlum bir akşam para kazanmanın kolay olduğunu söyleyince şiddetle itiraz ettim, "hayır çok çalışmak ve çaba gerek" dedim. Ertesi gün bu konuşmayı düşündüğümde kolay para kazanan o kadar çok insan örneği fark ettim ki gidip oğluma "sen haklısın oğlum, para kazanmak kolay, ama bu çalışmadan kazanmak demek değil tabi ki" dedim. Onda böyle bir inanç kalıbı oluşmasına sebep olmak istemedim.
Kızım çarşamba sabahlarını çok sevdiğini , uğurlu günü olduğunu söylüyor çarşamba sabahları. Ve gerçekten de çarşamba akşamları keyifli oluyor. Bu sabah yine uğurlu gününün çarşamba olduğunu söyleyince "her günümüz uğurlu aslında ve her sabah buna inanarak güne başlarsan günün çok güzel geçer" dedim. "Secret" yasalarıyla erken tanışsın istiyorum:)))
dua  karikatür ile ilgili görsel sonucu

Çok eskiden okuduğum bir kitaptan da hatırlıyorum bu cümleyi "dualarınıza dikkat edin gerçek olurlar" . Bu kitapta verdiği örnek çok çarpıcıydı , bir kadın çok çalışıp çabalamaktan yorulmuş ve  "Allahım önümüzdeki günlerde yerimden kalkmadan yemeğim önüme gelsin, saçlarımı bile başkaları tarasın " benzeri şeyler söylermiş. Kadın trafik kazası geçirmiş ve gerçekten istediği gibi yemeğini başkaları yapmış, saçlarını bile tarayamaz hale gelmiş. Bu örneği vermek istemezdim ama bazen korkmak çok motive edici oluyor. Mesela ben yıllardır unutmadım bu örneği.
Söz büyüdür derler, başkalarıyla ya da kendimizke konuşurken kullandığımız sözlere çok dikkat edin duaya dönüşebilirler. Güzel dualar edelim.


MİM: 2020'den Neler Bekliyorum?

YAZAR : Pazartesi, Aralık 09, 2019
2020 ile ilgili görsel sonucu

Sevgili blog arkadaşım hayat yazıyor beni mimlemiş. Uzun zamandır mim yapamıyordum. Davete icabet etmek lazım.
2020'den neler bekliyorum? diye düşününce 2019 nasıl geçmiş diye düşünmeden edemedim. Mutluluklar, sevinçler, hayal kırıklıkları. En çok da ilişkilerde yaşadığım hayal kırıklıkları baskındı sanki bu yıl. Demek ki beklentilerimi yüksek tutmuşum 2019'da. İnsan hata yaparak, hatalarından ders alarak gelişir. Ve bu hataların sonucunda düşünmek gerekir dersleri. "Bu neden benim başıma geldi?" "Ne mesaj vermek istiyor?" vb.... gibi sorular sormalıyız ki kendimize ne demek istediğini anlayalım ve kendimizi o yönde iyileştirelim. Yoksa aynı hatayı anlayana kadar yapmaya devam ederiz ve "bu neden hep benim başıma geliyor?" diye sormaya devam ederiz. 2019 benim için defalarca yaptığım bir çok hatamla yüzleşme yılı oldu diyebilirim. Epey canım acıdı, anlamak istemeyip tekrarladığım hatalardan ve beklentilerden. Yüzleşmek zor bir şey, kendi hatanı kabul etmek, sorumluluğunu almak. Bu yıl epey yüzleştim, sorumluluk aldım diyebilirim.

2020 ile ilgili görsel sonucu

"2020' de her şey harika olacak, o hataları bir daha yapmayacağım, beklentilerimi sıfırlayacağım" gibi bir cümle kuramıyorum tabi ki. Değişen sadece sayılar , biz halen öğrenmeye , gelişmeye devam edeceğiz. Yaşadığımız müddetçe mücadeleye devam.
2020'den bireysel beklentilerim daha farkında ve huzurlu bir yıl olsun, hayallerimi gerçekleştirmek için çabalamaya devam edeyim, çocuklarım , eşim, ailem hepimiz sağlıklı olalım. Toplum olarak beklentim ise kriz sıkıntılarının geçmesi, işsizliğin azalması, herkesin ekonomisinde iyileşme olması diyebilirim. İlk aklıma gelenler. Toplum mutlu olursa bireyler mutlu olur. Ya da tam tersi bireyler mutluysa toplum mutlu olur daha doğru sanki:)
Toplum olarak daha bilinçli olmaya çok ihtiyacımız var. Kitap okumaya, öğreneceğimiz şeyler izlemeye , bir birimize daha nazik ve anlayışlı olmaya ihtiyacımız var. Umarım 2020'de bu konularda aydınlanmalar yaşarız:)
Değişen sadece rakamlar, zihinler değişmeli . 2020 yılı ve sonrası için "Aydınlanma Zamanları" dendiğini okumuştum. Umarım güzel şeyler olur. Herkes için şimdiden mutlu yıllar dilerim.

Kimleri mimliyorum? Oytunla Hayat ,Bir ,Mavianne

Hiç Kimse Sana Karşı Değil

YAZAR : Cuma, Kasım 29, 2019

Hiç Kimse Sana Karşı Değil

ELALEM KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
  
    “Bir cümle okudum, hayatım değişti” , hangi cümle bu? diye “Hiç kimse sana karşı değil, sadece herkes kendinden yana” cümlesi derdim. Belki buna benzer bir sürü cümle okuyoruz ama idrak etmiyoruz, yani anladığımızda anlamlanıyor o cümle. İşte ben idrak ettiğimde cümle anlamlandı.
    Çocukluğumuzdan beri hep duyduğumuz “elalem ne der?” cümlesi, ki ben annemden ve yakın çevremden çok fazla duyduğum için benim için önemliydi. Pek çoğumuz için de öyle. “Elalem ne der?” cümlesinin pan zehir gibi “aslında hiç kimse sana karşı değil, sadece herkes kendinden yana” .

ELALEM KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
    Mesela bir fotoğraf çektiriyoruz kalabalık bir grup halinde, ilk önce kime bakıyorsunuz? Tabi ki kendinize, hatta çoğunlukla sadece kendimize bakıyoruz. O zaman en çok kimi ve neyi önemsiyoruz? Kendimizi tabi ki.
    Psikoterapist Yazar Irvin Yalom Nietzsche Ağladığında kitabında “ Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir”  diyor.
    Yani eğer herkes en çok kendisini önemsiyor, umursuyorsa “başkaları ne der” diye düşünmemiz çok mantıklı değil. Başkaları sadece yaptığınız şeyler onları ilgilendiriyorsa gerçekten ilgilenirler sizin yaptıklarınızla.
      Demem o ki bir şey yapmak istediğinizde o ne der bu ne der diye düşünmeye kalkarsanız aklınıza bu cümle gelsin. “O” kendini ilgilendiren bir şey versa bir şey der, “Bu” da dese bile birkaç dakika bu konuyu düşünür, sonra hemen unuturJ))

Geç Kalmak ve Vasfiye Teyze

YAZAR : Pazartesi, Kasım 25, 2019

GEÇ KALMA KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu

* Ben genelde randevularıma biraz geç kalan bir insanım. Hayır bununla övünmüyorum tabi ki ama insanın kendisini kabul etmesi de lazım. Çok dakik ve erken gelen insanlarla sorun yaşıyorum zaman zaman bu yüzden. Ama değiştirmeye çabalıyorum tabi ki bu huyumu ancak mevcut durum bu. Evlendikten sonra bir baktım aynı özellik eşimde de var, hatta benimkinden daha fazla. Birbirimizle buluşmak sorun olmuyor da başka bir yere yetişmek sorun oluyor. O yüzden sürekli "hadi hadi, geç kaldık vb....." cümleler söylüyoruz. Oğlum bize göre çok daha dakik ve bir yere yetişme konusunda bize pek güvenmiyor:) Dün bana dedi ki , bizim bu geç kalma olayımıza bir teşhis koymuş; "geç kalmaya bağlı salgılanan adrenalin bağımlılığı hastalığı" varmış bizde:))))) Ailemizin hastalığıymış. Yaratıcı gençlik işte. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmez.

 VASFİYE TEYZE ile ilgili görsel sonucu

*Bir arkadaşım kahve içmeye çağırdı beni. Çok neşeli gittiğim evinden moralim bozulmuş ve eşime karşı öfke dolu çıktım. Bana neler neler söyledi, öyle muhabbet arasında, çok normalmiş gibi. Bu olaydan sonraki akşam televizyonda "Yalan Dünya" dizisinin tekrarına denk geldik. Orada ki Vasfiye Teyze tiplemesine bayılırdık, çok gülerdik gösterildiği dönem. İzlerken Vasfiye Teyze'nin bir  sahnesinde bir aydınlanma yaşadım kahkaha atarken . Eşime dedim ki "biliyor musun aslında etrafta bir sürü Vasfiye Teyze var, mesela arkadaşım X" . Neden öyle dediğimi sorunca eşim dedim ki "dün akşam eve geldiğimde sana karşı acayip dolmuştum, ince ince fitledi X beni, iyi mi söylüyor, kötü bir şey mi diyor anlamıyorsun , aynı Vasfiye Teyze gibi" . İkimizde güldük ama düşündüm ki eskiden bunları fark etmiyor ve sinirleniyordum. Ama artık fark ediyorum, ilk anda canım sıkılsa bile geçiyor. Yani demem o ki aslında çevremizde çok fazla Vasfiye Teyze var. Biraz uyanık olup onlara karşı önlemimizi almamız gerek. Allah Vasfiye Teyzeler'in şerrinden korusun:)

 İNANCIN GÜCÜ KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
*"Dileğini evrene söyle ve serbest bırak" secret yasasını biliyorsunuzdur. Son günlerde sık sık yaşıyorum, bu yasa işliyor, kesin bilgi:) Mesela iş yerinde ki odamızın yerini beğenmemiştim ve başka bir odaya bakıp; "şuraya taşınsak ne güzel olurdu" dedim ve sanırım 2 hafta geçmeden taşındık:))) Pek sık olan bir şey değildir bu durum. Bu ve bunun gibi bir sürü olayı peş peşe  yaşadım. Korkuyorum kendimden:)))) Reklamda ki kızın dediği gibi "İnanırsak olur bence" :)))


Cebimdeki Kabak Çekirdekleri - Yıldız KENTER

YAZAR : Perşembe, Kasım 21, 2019
yıldız kenterin yazısı ile ilgili görsel sonucu

Sevgili Yıldız Kenter, asil, zarif bir sanatçı. Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Onun anlattığı bir hikayeyi gördüm sosyal medyada, çok beğendim, sizlerle paylaşmak istedim.

"İnsanın ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...Doğmak , ölmek isteğe bağlı değil.... Ölmek, belki bazen. Bize düşen yaşamak. Koşullar ne olursa olsun yaşamak... Ayakta kalmak.... Haydi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor... Uzun yaşamak bir ayrıcalık ..İyi, güzel.... Ama ayakta kalmak, kalabilmek . Ceza! Müthiş bir ceza!

İlkokuldayım , birinci sınıfta. Hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım. Karatahtanın önünde , sırtım sınıfa , yüzüm karatahtaya dönük, ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak.... Utanıyorum, midem bulanıyor. Ölmek istiyorum. Herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum. Sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı fark hissediyorum;kabak çekirdeklerim! Bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim. Mahmut'la(Benden bir buçuk yaş büyük ağabeyim;üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik. Evimiz taa tepede, Abidin Paşa Köşkü'nün orada.

yıldız kenterin yazısı ile ilgili görsel sonucu

Bahardı.....Bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş. Ev yok pek. Apartman hele hiç yok. Göz alabildiğine tarla . Papatyalar, gelincikler. Haydi be sende!... Ne diye ölecekmişim.... Mati'ciğimle güzelim dağ yolunda , çekirdek yiyerek, konuşa gülüşe eve gitmek varken!
Şimdi dönüp geriye baktığımda , hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum. Öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma! Değer mi?...Bir şey yap.

Met'i anımsıyorum, Sevgili Aziz Nesin'i.... İçim ısınıyor yeniden. Kalk hadi diyorum, durma koş, bir şeyler yap. Yaşa...
Dur diyorlar bir yandan da, koşma... Yeter, dinlen artık. Koşma... Öl artık! Ama çekirdeklerim bitmedi ki daha....


Blogger tarafından desteklenmektedir.