Nostaljik Pazartesi- Mutluluğun Kiloyla İlgisi Yok

YAZAR : Pazartesi, Ağustos 19, 2019
Nostaljik Pazartesi son dönemin tbt'sine karşılık geliyor diyebiliriz. Sosyal med
yada özellikle instagram da perşembe günleri ama biz blogcular bunu teee seneler önce başlatmıştık:)
Bu yazıyı 21.04.2017'de yazmışım. Halen aynı şeyleri düşünüyorum tabi ki, hatta az bile yazmışım:)))
Mutluluğun Kiloyla İlgisi Yok

Aslında mutluluğun dış etkenlerle ilgisi yok. İçten gelir mutluluk. Mutlu olmak öğrenilebilir ayrıca. Yani bakış açımızı değiştirerek , olumluya odaklanarak, küçük şeylerin tadına vararak, yaşadığın an'da olarak mutlu olabilirsiniz. 
Gülmekten poz veremedi
Fotoğraftaki güzel bayan, büyük beden mankeni Ashley Graham. Sıfır beden akımına karşın acayip iş yapıyor. Bende acayip destekliyorum kendisini. 
Çünkü ben kadınların bedenleri üzerindeki baskılara, ideal ölçülere karşıyım. Haaa diyeceksiniz ki "sen neden zayıflamak istiyorsun o zaman?". Cevap veriyorum ; "ben sıfır beden dayatmasına, ne kadar zayıf o kadar güzel düşüncesine karşıyım". İdeal kiloyu savunuyorum. Yani asla sıfır beden olmak istemem, Allah korusun. 
Hürriyette "Gülmekten poz veremedi" haberini okuyunca yüzümde bir tebessüm belirdi.Aklıma bir araştırmayı getirdi bu haber. Erkeklere 100 tane fotoğraf göstermişler ve "hangi kadının daha çekici olduğunu " sormuşlar. Sonuç olarak fiziksel olarak kusurlu olmasına rağmen erkekler gülümseyen kadınları çok çekici bulmuşlar.
Büyük beden mankeni Graham hem kendisi gülmekten poz verememiş hem de yaptığı espirilerle çekim yapan ekibi kahkalara boğmuş. Kendinden hoşnut insan örneği. Yani kaç kilo olursanız olun kendinizden hoşnut olmanızdır önemli olan ve bu hoşnutluğun kriterleri toplumun baskıları olmamalı. Farkında mısınız bilmem ama bu kriterler gittikçe acımasızlaşmaya başladı. Mükemmel vücutlu, mükemmel anne, mükemmel  her şey olmak zorundasınız. Çıta gittikçe yükseliyor. 
Gülmekten poz veremedi
Bizim toplumda  söylenen bir söz vardır "fesatlığından kilo alamıyor". Bu haber birde bana bunu düşündürttü.   İş yerinde benim gibi hafif balık etli bir arkadaşımla mutlu insanların hafif kilolu olduğunu, saf ve iyi niyetli olduklarını falan konuşuyorduk bir gün. Zayıf bir arkadaş geldi o anda odaya ve konuştuklarımıza kulak misafiri oldu. "Ne yani siz şimdi bana fesat mı diyorsunuz?" dedi. Bizde kahkalarla gülerek "yoooo biz demiyoruz toplum diyor" dedik. O da bize "kilo veremiyorsunuz züğürt tesellisiyle kendinizi avutuyorsunuz" dedi. Sonra ondan nefret ettik işte bizde:)))))
Yani demem o ki arkadaşlar kimsenin standartlarına uymaya çalışarak kendinizi hırpalamayın. Nasılsanız şu an, bu halinizle güzelsiniz. Hiç kimsenin size kendinizi kötü hissettirmesine izin vermeyin. Birisi sizi bu konuda eleştirirse eğer şunu bilin ki tamamen kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerini size söylüyordur. Yani size kilo almışsın diyorsa o kendisinin kilo aldığını düşünüyordur. Kötü görünüyorsun diyorsa kendisinin kötü göründüğünü düşünüyordur" Kişisel algılamayın yani konunun sizinle bir ilgisi yok:)))))

Koruyucu Sağlık ve Sigarayı Bırakma Hikayesi

YAZAR : Cumartesi, Ağustos 03, 2019

sigara karikatür ile ilgili görsel sonucu

Bir süredir allerjiden muzdaribim. Gözlerim, kulaklarım kaşınıyor, yaşarıyor, burnum akıyor, başımda bir ağırlık, üzerinize afiyet. Hastanede çalışmama rağmen pek doktora gitmem:) Ama her ihtiyaç anında gidebileceğimi bilme ihtimalini seviyorum:) Günlerce, hatta yaklaşık 1 ay sürünce bu allerji sıkıntıları Göğüs bölümüne gittim. Aslında Kulak Burun Boğaz bölümüne gidecektim ama diğer semptomlara kuru öksürükte eklenince ciğerlerimle ilgili bir sorun olabileceğini düşündüğüm için göğüs bölümüne gittim. Benden önce ki bayan muayenesini olmuştu ama doktordan bir türlü ayrılamıyordu:) Durmadan sorular soruyordu ve aralarında geçen diyalogtan daha önceden tanıştıklarını anladım. Sürekli geliyordu göğüs bölümüne , takipli hastaymış. Sırt ağrılarının bir türlü geçmediğini , nefes almakta güçlük çektiğini, ilaçlarını çok düzenli kullanamadığını anlatıyordu. En sonunda dedi ki "şu sigarayı bir bırakabilsem". Çok şaşırdım , bu kadar sıkıntısı olmasına rağmen sigara içiyor olmasına. Muayeneden çıktıktan sonra bir baktım hastane tıklım tıklım hasta dolu. "Neden bu kadar çok hasta insan var" diye düşündüm. "Bir şeyler yanlış olabilir mi acaba" dedim kendi kendime. Yani insanlar neden bu kadar çok hasta oluyorlar ve verilen ilaçlar çok fazla işe yaramıyor. Ya da ilaçlar işe yarasa bile bir süre sonra başka şikayetlerle yine hastaneye geliyorlar. "Neyi farklı yapabiliriz"i düşünürken  aklıma yıllar önce yaşadığım bir olay geldi.
sigara karikatür ile ilgili görsel sonucu
15 yıl kadar önce(daha fazla da olabilir) Sağlık Bakanlığı'nda çalışıyordum, bir gün evrak biriminden bir mektup geldi bizim birimimize. Sanırım nereye göndereceklerini bilememişler:) Çünkü çalıştığım birimin pek alakası yoktu mektubun konusuyla.
Mektubu açıp okumaya başladık. 5 sayfa falan vardı. Sıradan bir vatandaş ülkemizde ki sağlık politikalarının iyileştirilmesi ile ilgili fikirlerini anlatıyordu. Hepimiz bu sıradan vatandaşın cüretine gülmüştük o zaman ve çözüme ilişkin söylediklerini de çok mantıksız bulmuştuk. Yani hepimiz şikayet ederiz sistemden ama hiç birimiz oturup bir bakanlığa mektup yazıp bu değerli fikirlerimizi paylaşmayız. Belki de paylaşmalıyız. Şu an adamın aslında ne kadar sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyor ve yaptığını çok doğru buluyorum.
Mektupta bahsettiği iyileştirme tedbirlerinden biri; sigaradan kaynaklı hastalıkların tedavisinin kişi sigarayı bırakmıyorsa ödenmemesi gerektiğiydi. Sigaradan kaynaklı hastalığı olan kişinin ilk muayenelerinin ve tedavilerinin ücretsiz olması , sonrasında kişiye sigarayı bırakması için ücretsiz yardım ve süre verilmesini, halen bırakmazsa ilk yıl tedavinin yarısının karşılanmasını sonraki yıllarda ücretli muayene olmasını öneriyordu.
Ayrıca koruyucu sağlık uygulamalarının daha fazla olması gerektiğini söylüyordu. Daha başka önlemlerde vardı ama hatırlamıyorum.

sigara karikatür ile ilgili görsel sonucu

Bu mektuptan 10 yıl sonra gazetede bir haber okudum. İngiltere de bir kanun çıkması planlandığını, bu kanununa göre sigara içen bireylerin sağlık harcamalarının yarısının karşılanacağını söylüyordu ama insan haklarına ve eşitliğe aykırı bulunduğunu ve uygulamaya geçemedikleri benzeri bir haber okudum. Aklıma mektupta ki sıradan vatandaş geldi. Acaba ingilizce biliyordu da bizim bakanlıktan cevap alamayınca ingiltere sağlık bakanlığına mı yazmıştı mektup:)))))
Sonuç olarak şaka bir yana bu kadar çok insanın hasta olması ile ilgili bir şeyler yapılmalı. Koruyucu sağlık önlemleri arttırılmalı ki insanlar hasta olduktan sonra ki maliyetler çok fazla, hem maddi hem manevi olarak.
Gelecekte mektup yazan sıradan vatandaşın söyledikleri gerçek olacak gibi geliyor, siz ne dersiniz?




Benim Ağaçlarım

YAZAR : Perşembe, Ağustos 01, 2019

kiraz ağacı ile ilgili görsel sonucu

Bir yerde okumuştum, her gün ağaçları izlemek, gerçekten bakmak yani farkında olarak bakmak, depresyondan koruyormuş. Bazen aklıma gelir , durup izlerim ağaçları ve düşünürüm "acaba kaç kişi senin gölgende oturdu? kaç hayata tanıklık ettin? kaç kişi sana bakıp durup düşündü ve o kişiler şimdi hayatta mı?". 150-200 yıllık bir ağacı düşünürsek bir kaç insan neslini görmüştür. Mesela eskiden köylerde evlerin bahçelerinde ağaç olan evler vardı ve kaç çocuk o ağaçlara kurulan salıncaklarda sallandı. Mesela dede-baba-torun belki de torunun torunu. Ama o ağaç hep oradaydı, insanlar geldiler, geçtiler. Böyle düşünmek bana ölümlü olduğumu hatırlatıyor. Her şeyin geçici olduğunu bu yüzden olmuş veya olmamış şeylere üzülmenin bir anlamı olmadığını(kesin depresyona iyi geliyor:))) 
Sevgili Mehtap'ta yazmıştı "benim ağaçlarım" yazısını, okumak isterseniz; http://pudrasekerim.blogspot.com/2019/07/benim-agaclarm.html

Nar, Olgun, Nar Ağacı, Mediterranean

Aklımda kalan ağaçları düşündüm şu an, çocukluğumdan beri. Yan komşumuzun nar ağacı ilk aklıma gelen, bizim bahçeye dalları uzardı ve komşumuz bize alabileceğimizi söylerdi ama annemler o vermeden almazlardı:) Çok güzeldi, nar ağacı çok estetik bir ağaç , meyveleri öyle güzel veriyor ki sanat eseri gibi, "mucize diye bir şey var yaaa" diye düşünüyorsunuz.
Sonra halamların bahçede ki dut ağacı. Nasıl da patlayıncaya kadar dut yerdik:)))) halamın kızıyla.
Babaannemin bağında ki incir ağacı, kiraz ağacı hatırımda kalanlar.
Bu arada farkına vardım ki hep meyve ağaçları kalmış aklımda, midesine düşkün biri olaraktan:))))

Son ağaç bu "depresyona iyi geliyormuş" yazısını okuduktan sonra iş yerime giderken yolun üzerinde olan ağaç .O yazıyı okuduktan sonra fark ettim, aslında o hep oradaydı. Yaya kaldırımı üzerinde ama çok şükür ki kesmemişler. Bu meyve ağacı değil bak dikkatinizi çekerim:) Çok büyük bir ağaç 150 yaşında falan vardır bence en az. Her sabah işe gelirken pazartesi,salı , çarşamba vb.... sendromu yaşarken , homur homur suratsız bir şekilde yürürken kafamı kaldırıp ona bakınca kendime "hey ne oluyorsun arkadaş, hayat ne kadar güzel, bak ağacın ne kadar dingin ve halinden memnun görünüyor" diyorum ve yoluma devam ederken gülümsediğimi fark ediyorum.

Ağlamak Söğüt, Otlak, Baumm, Söğüt Ağacı

Ben Bursa'lı olduğum için olsa gerek ağaç olduğunda değil de olmadığında çok fark ediyordum önceden. "Burası eksik sanki"  hissi oluyordu ve bir bakıyordum bu his ortamda hiç ağaç ve yeşillik olmamasından kaynaklanıyor.
İnsan doğadan uzaklaştıkça mutsuz olurmuş, bile bile her yeri betonlara çevirip mutsuz olmayalım . 
Bahçeme meyve ağaçları dikmek istiyorum , çocuklarımın da ağaçları olsun diye.
Sizin ağaçlarınız hangileri? Mesela ilk aklınıza gelen hangisi? Yoruma yazıp bizimle paylaşır mısınız?


5 Youtube Kanalı Önerisi

YAZAR : Pazartesi, Temmuz 29, 2019

barış özcan ile ilgili görsel sonucu

1.Barış ÖZCAN
Barış Özcan'ı hala bilmeyen, tanımayan var mı ki? Varsa artık benim önerimden sonra bari bir bakın. Kesin beğenirsiniz. Anlatım tarzı, ses tonu, diksiyonunun çok iyi olması yanında seçtiği konular ve o konuyla ilgili çok iyi araştırma yapması bence onu zirveye taşıyor. Yani videolarını izlerken eğlenerek öğreniyorsunuz, sıkılmıyorsunuz, ufkunuz genişliyor ve hiç düşünmediğiniz açılardan bakmayı öğreniyorsunuz.Şu an itibariyle Youtube kanalının 3,1 milyon abonesi var.

başak kablan ile ilgili görsel sonucu

2.Başak KABLAN
Bu kızı çok seviyorum. Bıcır bıcır, dobra ve meraklı. Nasıl keşfettiğimi bilmiyorum ama hep bakıyorum "Başak bir şey paylaşmış mı?" diye. Hatta Ankara'ya kitap fuarına gelmişti bir kaç ay önce sırf onu görmek için gittim o gün fuara. Tanıştık , zaten tanıyor gibiydim ben onu, aynı videolarında ki gibiydi. Başak nelerden bahsediyor? niye öneriyorum onu söyleyeyim. Üniversiteyi bitirdikten sonra garsonluk ve hosteslik yapmış , reklam ajansında çalışmış, insanlara buralarda ki tecrübelerini, öğrendiklerini anlatıyor. Film, dizi ve belgeseller izliyor onları anlatıyor. Kitap tavsiyeleri veriyor. Bunları eğlenceli bir şekilde yapıyor. Yaşam kanalı diyebiliriz kendisine. Ama daha çok insanın kendini geliştirmesine odaklanmış. Başak'ı seviyorum, siz de seversiniz diye umuyorum, daha öncede yazmıştım onun hakkında ama önerileri bir araya getirince ondan bahsetmesem olmazdı:) Bahsettiği filmlere , kitaplara ve kişilere mutlaka bakarım.
Youtube kanlı takipçi sayısı: 344 bin.

rüzgar mira okan youtube ile ilgili görsel sonucu

3. Rüzgar Mira OKAN
Rüzgar Hanım'ı yeni keşfettim sayılır, aslında 1 yıl olmuş, geçen yaz ilk videosunu izlediğimi hatırlıyorum. İlk izlediğim videosu "Kişisel Marka Nasıl Olunur?" videosuydu yanılmıyorsam. Kendisi kendini eğitimci olarak tanımlıyor. Firmalara danışmanlık ve eğitim hizmeti veriyor. Onun hakkında da daha önce yazmıştım. İnsan kendisi için faydalı olduğunu düşündüğü şeyleri paylaşmak istiyor. Rüzgar Mira OKAN'ın kanalı da bence çok faydalı bilgiler veriyor. İmaj Danışmanlığı, İngilizce Nasıl Öğrenilir, Kendin Olmak, Sabah 5'ta Nasıl Kalkılır? ,Korkma Küçüğüm bazı videolarının isimleri. Çok iyi motive edici videoları var. Bir türü yaşam koçu gibi diyebiliriz.
Youtube kanlı takipçi sayısı: 101 bin.

livealive youtube ile ilgili görsel sonucu

4.Livealive - Sinan ERGİN
İşte bir motivasyon kanalı daha. Satış ve ikna ile ilgili gibi görünse de bu kanal bence psikoloji ve iletişim kanalı. Satış yapmayı anlatıyor temel olarak ama anlattıklarıyla ilişkilerinizi de yönlendirebilirsiniz. Zaten her gün kendimizin bir şekilde reklamını yapıyoruz , ikna etmek için çabalıyoruz. Sinan ERGİN de bir eğitimci ve zaman zaman eğitimlerinden kesitler koyuyor kanalına.
Youtube Abone Sayısı:46- bin 

CÜNEYT ÖZDEMİR youtube ile ilgili görsel sonucu

5. Cünet ÖZDEMİR

Son 1 aydır neredeyse tüm videolarını izledim. Yine Başak Kablan mı tavsiye etmişti sanki. Yani Cüneyt Özdemir'i hepimiz biliyoruz tabi ki ama ben youtube kanalını hiç bilmiyordum. Ne anlatıyor kanalında derseniz gündemle ilgili yorumlar, aklına esenler , Amerika'da ki hayatıyla ilgili şeyler vb.... Sanki karşınızda sizinle sohbet ediyor gibi anlatıyor. Tek eleştirdiğim nokta espiri yapıp kendisinin o kadar gülmesi. Yani gülmese daha iyi sanki:) Neyse an itibariyle youtube abonesi 698 bin.

Sizin önerecekleriniz var mı? İnsana bir şeyler veren kanalları bir birimize tavsiye edebiliriz. Bilgi paylaştıkça çoğalır.

Nostaljik Pazartesi- Bir Kadından Diğer Kadına Mektup

YAZAR : Pazartesi, Temmuz 22, 2019
Nostaljik Pazartesi'yi yapan bir Handan bir de ben kaldım sanırım. Nostaljik Pazartesi nedir derseniz, eski yazılarımızdan birini paylaşıp nostalji yapmak demek:) 

DİDEM ARSLANTÜRK ile ilgili görsel sonucu
"Yaklaşık 1 milyon kez okunmuş Didem Arslantürk'ün güzel bir yazısını sizinle paylaşmak istiyorum" Didem Arslantürk İlişki ve Yaşam Koçu.
----------------------------
Bir Kadından, Diğer Kadına Mektup

"Bir liste var önümde; yıllar sonra edindiğim. Senin bir kenara not düştüklerin gibi; bunlar da benim biriktirdiklerim. İster altına ekle, ister kendininkilere kat. İster dikkate al, ister kaldır at.

1) KARİYERİNİ KIZLIK SOYADINLA YAP

Şimdi toz pembe, biliyorum; öyle oluyor başta. Ortalarda da idare ediyor hatta. Ama gün geliyor; "kocanın soyadı ile" tanındığını fark ediyorsun. Boşanma aşamasına geldiğinde, yeni bir SEN inşa etmek zorunda kalıyorsun. İş hayatında o güne kadar yaptığın her şey - eğer kocan, mahkeme kararıyla onun soyadını taşımana izin vermezse - alt üst oluyor. Hem, ne gerek var ki "izne" vs'ye? Adınla soyadınla, şânınla yürü. Kalıcı olan SENsin.. senin emeklerin.

2) ÇALIŞ. SAKIN DURMA

Kocan sana diyecek ki "Yahu ne gerek var, ben para kazanıyorum zaten. Sen tadını çıkar evdeki hayatın. Çocuğuna bak, günlere git, spor yap, mutfakta oyalan, alışverişe falan çık, devril yat, takıl istediğin gibi." Tatlı gelecek, kolay gelecek, işine gelecek belki. Yapma. Kendini geliştirmeyi, kendine yatırım yapmayı bırakma. Yeteneklerine yönel, hayallerini unutma. Oku, çalış, üret. Seçimlerinin; bir zaman sonra "bir başına ve ayakta isen", anlamı olacak.

feminizm ile ilgili görsel sonucu

3) KENDİ ÖLÇÜNÜ KENDİN AL

Sana "o kadar güçlü değilsin" diyecekler. "Sen başaramazsın" yaftasını yapıştıracaklar. "Bu da nereden çıktı", "ulaşabileceğin hayaller kur" falan diye de yumurtlayacaklar. Yavaşlatacaklar seni. Şaşırtacaklar, yanıltacaklar. İşin kötüsü, bazen potansiyelinin olmadığına "inandıracaklar" da, kimbilir.. Aman ha, sakın durma, kanma. Sen, neyi başarmak istersen O'sun. Bilfiil kendisi hem de. Nereye bakarsan, oraya gidersin. Senin ölçünü senden başka kimse alamaz. Kendi kıyafetini kendin dik. Nasıl istiyorsan, öyle ol. Uzlaş ama değişme, dönüşme.

4) KANTARIN NE KADAR TARTIYOR?

Her topa girme. Her sorumluluğu alma. Her yükü taşıma. Sonradan ruhsal çöküntü yaratacak, sana "keşke" dedirtecek hiçbir şeye soyunma. Rol çalma. Unutma; her kantar, belirli bir ağırlığa kadar tartar. Fazlasını almak, kantarı yorar. Her şeyi başarmak zorunda değilsin; her sorunun çözümü sende değil. Sen de diğerlerinden farklı değilsin. Enerjinle, moralinle, zaten taşıdığın yüklerinle, gidecek epey yolun var. Çünkü ne oluyor biliyor musun; bir süre sonra insanlar seni takdir etse de, kıyamadıklarını söyleseler de, bu naif (!) yaklaşımlar bi' b...ka yaramıyor. Madalyan ve hastalıklarınla başbaşa, hayatı sorgulamaya başlıyorsun. Nerede mi? Hastane koridorlarında, uykunu aradığın akşamlarda, elin kolun kalkmadığında, hayata dair umutlarını sorguladığında. Yapma. Sakın yapma.

feminizm ile ilgili görsel sonucu

5) KENDİ ŞARKINI SÖYLE

Seninle dalga geçecek kimileri. Giydiğin elbiseye, kahkahana, oturuşuna-kalkışına karışacaklar, sözüm ona "doğru"ya çekecekler seni tüm iyi niyetleriyle (!). "Aman dans etme, beceremiyorsun" diyenler çıkacak. Sesinin kötülüğünden dem vuracaklar.. Susma. Kendi şarkını söyle. Canın nerede, ne zaman, nasıl istiyorsa, öyle söyle. Hayatın, "senin şarkın". Notalar senin, kulak senin, ses senin. Ne istiyorsan, onu söyle. Kendi şarkını yaz. Bağıra çağıra söylemeye başladığında, altında senin imzan olsun. Kendi şarkısını yazamayanlar lâf atacaktır; gülümse.

6) HAFIZANI DİRİ TUT.

Neydin sen? Neredeydin? Nereye gidiyordun? Nasıl olacaktı? Neler yaşayacaktın? Sorularını sakın bırakma. Her sabah, kahveni içerken listene göz at; neresindesin, n'apıyorsun? "Biz" olup bambaşka bir maratona girmişken; "ben" bir yerlerde tıkanmış, arkadan nefes nefese, önündeki kâfileye umutsuzca bakıyor olabilir mi?

Sakın unutma. Başlangıç noktanı, başlangıç sebebini; yürüdüğün yol ile teyit et.

7) KALBİNİ DİNLE

Ne olursa olsun, neye mâl olursa olsun, kalbini dinle. Seni nereye götürürse götürsün, sana ne yaptırırsa yaptırsın, kalbini dinle. Dibine kadar sev, sonuna kadar git, olmadıysa bambaşka bir yola git.. Hattâ istiyorsan dur ama hep kendini, hep kalbini dinle. İnsanların eğilimlerine, tepkilerine, eleştirilerine aldanıp, "onaylanan" yolu seçme. Kendi yolundan git. Kalbinin yolundan.

8) VAZGEÇMEYİ BİL

Israr etme. Bittiyse, diretme. Serbest bırak kendini de, yolundakileri de. Eğer kader diye bir şey varsa, elbet tecelli edecek. Eğer "farklı" olacaksa bir şeyler; elbet o "yeni" de paşa paşa önüne gelecek. Bırakmayı bil. Vazgeçmek=Özgürlük. Vazgeçmek=Yeni seçimlere ilerlemek. Ve hiçbir seçim, geleceği "özünde" değiştirmeyecek: Özendiğin insanlar kadar özgürsün, sürprizlerle dolusun, rengârenksin sen de.

9) HERKES GİTTİĞİNDE, KALAN MANZARA SENİ MUTLU ETSİN

Kocan gidebilir. Çocuğun Allah'ın emri gidecek. Annen, baban.. Eninde sonunda yalnız kalacaksın. Cebinde ne varsa, kaderin o. Hesapladın mı, neler birikmiş çıkınında? Ne kadar erken, o kadar iyi. Henüz harekete geçmediysen, şimdi başla.

10) HER BAŞLANGIÇ İYİDİR

Seçimlerini yaparken, şartlara takılma. O şartlar, bu ânın şartları ve senin bugüne kadarki tecrübelerinle geliştirdiğin inançların. Hepsi bu. İçindeki o BAMBAŞKA SENle tanışmadın, onu keşfetmedin daha. O SEN, seni hep mutlu edecek, yalnız bırakmayacak; emin ol. Kendine tutun. Başlangıçlar insanı diri tutar. Bitişlere tutunursan, düşersin. İÇİNDEKİ SENe şans ver. Seni utandırmayacağını göreceksin."

DİP'in ve İllüzyon'un yazarı, Didem Deligönül


Blogger tarafından desteklenmektedir.