Gör Beni ve Kader

YAZAR : Perşembe, Eylül 12, 2019
gör beni, ile ilgili görsel sonucu

Merhaba arkadaşlar, bloğuma hoşgeldiniz:)))))
Uzun zamandır eski hızda kitap okuyamıyorum. Hep sosyal medya yüzünden oluyor bunlar. Oysa ne çok severim kitap okumayı. Bu yüzden yaklaşık 1 aydır Gör Beni kitabını okuyorum. Yazarı Azra Kohen'in bütün kitaplarını okudum ve sevdiğim bir yazardır kendileri.

gör beni, ile ilgili görsel sonucu


Gör Beni kitabı diğerlerine göre farklı bir kitap. İnsanın varoluşundan, dinlerin kaynağından Osmanlı'nın cumhuriyete geçiş esnasında yaşanan bir aşk hikayesi etrafından anlatıyor. Aşkın baş karakterleri birbirinden çok farklı iki kişi . Ama aşk ikisini bulabiliyor.
Kitabın konusundan biraz bahsedecek olursam Selim Osmanlı döneminin önemli  sadrazamlarından birinin oğlu. Köşkte yaşarlarken cumhuriyetin kurulması üzerine babasının yurt dışına kaçmak zorunda kalması  ile Valpreda isimli bir apartmana taşınmak zorunda kalıyorlar. Ülkü ise kurtuluş savaşında ailesinde ki bütün erkekleri kaybetmiş , annesi kız kardeşleriyle Valpreda Apartmanı'na taşınıyorlar, ve yolları böylece kesişiyor.
Kitabı halen okumaya devam ediyorum ama okuduğum kadarıyla ve Azra Kohen'in röportajlarını izlediğim kadarıyla vermek istediği mesajı çok beğendiğimi söylemeliyim.
Coğrafya kaderimizdir" sözünü anlıyorsunuz kitapta. Doğduğunuz aile, mahalle, ülke kaderimizdir. Şu an yargıladığımız, ötekileştirdiğimiz hatta en nefret ettiğimiz insanın ailesinde doğsak, onun yaşadıklarını yaşasak bizde aynı onun gibi bir insan olurduk. Bu yüzden nefret çok anlamsız , ötekileştirmek çok gereksiz. Yani doğarken seçmediğin bir aile, ülke,din  vb..... faktörler yüzünden başkalarını ötekileştirip hatta öldürebiliyor olmak çok ta mantıklı değil.
Azra Kohen bu kitabı vatanım için yazdım diyor. Bu gerçekleri görmesini istediği için "gör beni" diyor. İnsanlık ve dinler tarihi hakkında daha önce hiç duymadığımız bilgileri kaynaklarıyla birlikte yazmış. Çok şaşırtıcı bilgiler var. Okumanızı kesinlikle öneririm. Kaynakları dip notlar şeklinde belirtmiş ve araştırmaya teşvik ediyor okuyanları.

gör beni, ile ilgili görsel sonucu

Bu kitabı okuduğum dönemde gazetelerde Eskişehir'de bir çiftlikte bir kadının kendisini Hz. Süleyman'ın torunu olarak tanıtıp kanın şifalı olduğunu söyleyerek insanlara içirdiği, hatta tarikatı için bazı insanların tüm mal varlıklarını ellerinden aldıklarını okudum. Kuran-ı Kerim "oku" ayetiyle başlıyor. Oku ki cahil kalma, oku ki kimse seni kanım şifalı diyerek kandırmasın, kimsenin kanını içmek zorunda kalma.Oku ki öğren , tüm mal varlığını bir tarikata bağışlama. Malına, namusuna kendine sahip çık. Din ile Allah ile kandırılma.
Keşke bu kitabı herkes okusa. Ama herkes okumasa bile biz üzerimize düşeni  kitapta bahsettiğim şeyleri insanlara anlatabiliriz. Ötekileştirme konusunda bir kişinin bile farkındalığı çok önemlidir.  Hadi hepimiz evimizin kapısının önünü süpürelim. Hadi 1 tane deniz yıldızı bile olsa fark etsin.

N.P. - Eleştiri Gizli Hayranlıktır

YAZAR : Pazartesi, Eylül 02, 2019
Nostaljik Pazartesi de bugün 2015 yılından bir yazımı paylaşmak istiyorum.

Çok sevdiğim bir söz var, siz de  bilirsiniz "dünyada hiç kimse başka birini yargılayacak kadar mükemmel değildir" . Bir diğer söz de(en sevdiğim) "ilk taşı en günahsız olanımız atsın" (var mı ki günahsız biri?). Ve başka bir tane daha bu konuyla ilgili (kızılderili atasözü olduğunu okumuştum) "Birini yargılamadan önce onun makosenlerini(ayakkabılarını) giyip dolaş". Yani burada ki tüm özlü sözlerden anlayacağımız şey "birini yargılamak ne haddimize" olmalıdır.
Şu yaşıma geldim eleştirilmeyi olgunlukla karşılayan insan evladı görmedim:) Doğru bile olsa. Bütün dünya böyle olduğunu bilse bile. Ama yöntemleri vardır tabi eleştirmenin, yani çok zor durumdaysak, eleştirmeden olmayacaksa, hayat memat meselesiyse falan:) Yoksa egomuzun tatmini için eleştirmek hiç bir şekilde kabul edilemez. Hayranlıktır, kıskançlıktır o zaman o eleştiri.
Mesela birini eleştirmek istiyorsunuz. Çünkü onu çok seviyorsunuz ve düzelmesini istiyorsunuz. Nasıl eleştireceğiz o zaman? Önce övme, takdir etme cümlesi ile başlamalıyız. Mesela "Şu davranışın çok hoştu" ya da "çok güzel giyinmişsin, kıyafetine bayıldım". Korkmayın bol bol kullanın "harikasın, süpersin, çok doğru yapmışsın, ne güzel düşünmüşsün" . Bu cümleler hiç bir zararı olmayan ve kullanıldığında herkesi iyi hissettiren cümleler. Bir deneyin bana dua edeceksiniz:)
İkinci olarak eleştirdiğimiz kişi değil davranış. Bunu unutmadan sadece davranışa yönelik eleştiri yapmalıyız. Çünkü rahatsız olduğumuz kişi değil onun yaptığı bir şey, öyle değil mi?
Üçüncü olarak ta suçlayıcı bir dil değil , ben dili kullanarak kendisinin fark etmesini sağlamak. Mesela "acaba şöyle yapsan daha mı iyi olur?". "Bu konuda farklı davransaydın sonuç daha iyi olurdu öyle değil mi?" "Yanılıyor olabilir misin?" "Ben olsam şöyle yapardım" "Sen böyle davrandığında üzülüyorum,kırılıyorum, kötü hissediyorum" vb..........
 Böylece hiç kimse kırılmaz, eleştiri davranışı düzeltme amacına ulaşır. Kişi en azında farkında olup davranışı üzerinde düşünür ve değiştirir de. Amacımız üzüm yemek bağcıyı dövmek değil öyle değil mi?



Nostaljik Pazartesi: Şimdilik Ölümüne Kadar Hayattasın

YAZAR : Pazartesi, Ağustos 26, 2019

kadına yönelik şiddet karikatür ile ilgili görsel sonucu

16.02.2015 tarihinde Özgecan'ın öldürülmesi üzerine paylaştığım bir yazı. Aradan geçen 4 yılda çok da bir şey değişmemiş. Geçen hafta 10 yaşında ki kızının gözü önünde kocası tarafından bıçaklanan Emine Bulut'u konuştuk maalesef:( Kendisinin "ölmek istemiyorum" diye bağırması, kızının "anne lütfen ölme" diye haykırışı kulaklarımdan gitmiyor günlerdir. Zavallı kadına da çok üzüldüm ama o kız çocuğu hayatı boyunca bu sahneyi unutamayacak ve kendini suçlayacak. Çünkü aralarında ki tartışma kızın velayeti yüzünden çıkmış. Allah yardımcısı olsun inşallah , ne denir ki başka. Elden ne gelir?

Şimdilik Ölümüne Kadar Hayattasın

 Özgecan'ın katledilmesi üzerine Beren Saat başta olmak üzere ünlüler kendi uğradıkları tacizleri anlatmaya başladılar. Belki de artık kadınlar konuşmalı. Tacize uğradıkları için kendilerini suçlayıp sessiz kalmamalı. Hangi kadın tacize uğramamıştır, var mıdır böyle bir kadın. Ben hiç sanmıyorum. Şiddet görmemiş kadın vardır da taciz görmemiş yoktur. Ne acı?

kadına yönelik şiddet karikatür ile ilgili görsel sonucu

*Beren Saat'i okumadıysanız buradan paylaşmak istiyorum. Çok doğru ve çok güzel yazmış.

"Uyku tutmaz bu gece, gözler dolar taşar boşalır… Yine yürüsek Taksim’e ne değişecek??... Kadın her geçen yıl daha değersiz bu ülkede… Biliyorum daha da sertleşecek her şey… Yine hafifletme, yine kadında suç arama, yine bulunur bir bahane… Yine aşağılanma… Yine mide bulantısı…Kadın olmak zor, güzel bir kız olmak çok zordur ülkemde… Bugün o güzel yüze baktıkça neler geçiyor aklımdan: İlkokulda etek açmayı oyun yapan sınıf arkadaşlarımın hedefi olmak, okul eteğiyle eve yürürken yediğim onca laf, dersane dönüşü karanlıkta hızlanan adımlarım, göğsüme bastırdığım kitaplarım, taksilerin arkayı izlemek için ayarlanan aynaları, çıkma teklifini kabul etmediğim için canımı acıtan okul arkadaşlarım, ev telefonundan yapılan sapık konuşmalar, peşimden apartmana girip 15 yaşındaki bana ereksiyon halindeki cinsel organının gösteren o çocuğun yüzü, ellerim titreyerek eve kaçışım ve bunu kimseye anlatmayışım, kıçımı hem de bir kanal gecesinde elleyen sarhoş bir kanal yöneticisiyle tartışmam, sevgilisi olmamayı gururuna yediremeyen partnerler, arkadaşımın evinde tuvalete zorla dalıp dudaklarıma yapışan bir oyuncuyu itişim, mesleğim yüzünden yaftalanışım, aylarca peşimden koşan birini sanki ben sevgilisinden ayırmışım gibi tam sayfa haber yapışları, gizlice çakallıkla servis edilen göğüslerimin silüeti davası mavası, bilir kişi raporu lehime çıkınca geri çekilen davaya kocası araya girdi haberi, daha bugün fermuarım açık kalmış haberleri, aman ne önemli!!! Kadına, bedenine, seçimlerine, haklarına saygı göstermeyen kafalar! Rağmen çok sanslıymışım diyorum artık, hep teğet geçmişim. Tecavüz, bıçaklanma, kesilip bavula tıkıştırılma, otobüs durağına komada bırakılma, yakılma yaşamadım. İnsanlık suçlarına göz yummak suçtur!!! Bir gün hesap sorulur!!! Cinsiyet ayırmaksınız her vatandaşın canını haklarını korumak görevinizdir!!! Dilerim son gününü hiç hatırlama Özgecan hayallerinle huzur içinde uyu."




KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 21, 2019
öz sevgi ile ilgili görsel sonucu

Bugün sizlerle CHARLİE CHAPLİN'in 70 yaşındayken yazdığı şiiri paylaşmak istiyorum.


KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA
KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, farkına vardım ki; keder ve acı, kendi gerçeğime aykırı bir yaşam sürmekte olduğuma dair uyarılardı. Bugün, buna 'ÖZGÜNLÜK' dendiğini biliyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, arzularımı bir insana dayatarak onu nasıl incitebileceğimi anladım. Zamanlamanın yanlış ve o insanın hazır olmadığını bilmeme rağmen ve o insan ben olmama rağmen. Bugün buna 'SAYGI' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, farklı bir hayatı arzulamayı bıraktım ve etrafımdaki her şeyin beni büyümeye çağırdığını gördüm. Bugün buna 'OLGUNLUK' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, anladım ki; koşullar ne olursa olsun, doğru zaman ve doğru yerdeyim ve her şey tam olarak doğru anda gerçekleşiyor. O halde, sakin olabilirim. Bugün buna 'ÖZ GÜVEN' diyorum.

öz sevgi ile ilgili görsel sonucu

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, kendi zamanımı çalmayı ve gelecek için büyük projeler tasarlamayı bıraktım. Şimdi yalnızca bana keyif ve mutluluk veren, yapmayı sevdiğim, içimi neşe ile dolduran şeyleri kendi tarzım ve düzenime göre yapıyorum. Bugün buna 'SADELİK' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, sağlığım için iyi olmayan her şeyden  kurtuldum; yiyeceklerden, insanlar, nesneler, durumlar ve beni aşağı ve kendimden uzağa çeken her şeyden. İlk başta bu durumu sağlıklı bencillik olarak adlandırıyordum. Bugün bunun 'KENDİNİ SEVMEK' olduğunu biliyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, her zaman haklı olmaya uğraşmayı bıraktım. O zamandan beri daha az yanılıyorum. Bugün, bunun 'ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK' olduğunu keşfettim.
öz sevgi ile ilgili görsel sonucu

öz sevgi ile ilgili görsel sonucu

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, geçmişte yaşamaya devam etmeyi ve gelecek hakkında endişelenmeyi reddettim. Bugün yalnızca, her şeyin gerçekleştiği 'şimdi'yi yaşıyorum. Her günü gününde yaşıyor ve buna 'MEMNUNİYET' adını veriyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, aklımın beni rahatsız ve hasta edebileceğini anladım. Ancak, aklım kalbime bağlandıkça, değerli bir müttefik haline geldi. Bugün bu ilişkiye 'KALBİN BİLGELİĞİ' adını veriyorum.

Kendimizle veya başkalarıyla tartışmaktan, çatışmaktan veya herhangi bir sorun yaşamaktan korkmamıza gerek yok artık. Yıldızlar bile çarpışıyor ve bu çarpışmanın sonunda yeni dünyalar doğuyor.

Bugün biliyorum ki 'BU HAYAT!'’’
CHARLİE CHAPLİN


Nostaljik Pazartesi- Mutluluğun Kiloyla İlgisi Yok

YAZAR : Pazartesi, Ağustos 19, 2019
Nostaljik Pazartesi son dönemin tbt'sine karşılık geliyor diyebiliriz. Sosyal med
yada özellikle instagram da perşembe günleri ama biz blogcular bunu teee seneler önce başlatmıştık:)
Bu yazıyı 21.04.2017'de yazmışım. Halen aynı şeyleri düşünüyorum tabi ki, hatta az bile yazmışım:)))
Mutluluğun Kiloyla İlgisi Yok

Aslında mutluluğun dış etkenlerle ilgisi yok. İçten gelir mutluluk. Mutlu olmak öğrenilebilir ayrıca. Yani bakış açımızı değiştirerek , olumluya odaklanarak, küçük şeylerin tadına vararak, yaşadığın an'da olarak mutlu olabilirsiniz. 
Gülmekten poz veremedi
Fotoğraftaki güzel bayan, büyük beden mankeni Ashley Graham. Sıfır beden akımına karşın acayip iş yapıyor. Bende acayip destekliyorum kendisini. 
Çünkü ben kadınların bedenleri üzerindeki baskılara, ideal ölçülere karşıyım. Haaa diyeceksiniz ki "sen neden zayıflamak istiyorsun o zaman?". Cevap veriyorum ; "ben sıfır beden dayatmasına, ne kadar zayıf o kadar güzel düşüncesine karşıyım". İdeal kiloyu savunuyorum. Yani asla sıfır beden olmak istemem, Allah korusun. 
Hürriyette "Gülmekten poz veremedi" haberini okuyunca yüzümde bir tebessüm belirdi.Aklıma bir araştırmayı getirdi bu haber. Erkeklere 100 tane fotoğraf göstermişler ve "hangi kadının daha çekici olduğunu " sormuşlar. Sonuç olarak fiziksel olarak kusurlu olmasına rağmen erkekler gülümseyen kadınları çok çekici bulmuşlar.
Büyük beden mankeni Graham hem kendisi gülmekten poz verememiş hem de yaptığı espirilerle çekim yapan ekibi kahkalara boğmuş. Kendinden hoşnut insan örneği. Yani kaç kilo olursanız olun kendinizden hoşnut olmanızdır önemli olan ve bu hoşnutluğun kriterleri toplumun baskıları olmamalı. Farkında mısınız bilmem ama bu kriterler gittikçe acımasızlaşmaya başladı. Mükemmel vücutlu, mükemmel anne, mükemmel  her şey olmak zorundasınız. Çıta gittikçe yükseliyor. 
Gülmekten poz veremedi
Bizim toplumda  söylenen bir söz vardır "fesatlığından kilo alamıyor". Bu haber birde bana bunu düşündürttü.   İş yerinde benim gibi hafif balık etli bir arkadaşımla mutlu insanların hafif kilolu olduğunu, saf ve iyi niyetli olduklarını falan konuşuyorduk bir gün. Zayıf bir arkadaş geldi o anda odaya ve konuştuklarımıza kulak misafiri oldu. "Ne yani siz şimdi bana fesat mı diyorsunuz?" dedi. Bizde kahkalarla gülerek "yoooo biz demiyoruz toplum diyor" dedik. O da bize "kilo veremiyorsunuz züğürt tesellisiyle kendinizi avutuyorsunuz" dedi. Sonra ondan nefret ettik işte bizde:)))))
Yani demem o ki arkadaşlar kimsenin standartlarına uymaya çalışarak kendinizi hırpalamayın. Nasılsanız şu an, bu halinizle güzelsiniz. Hiç kimsenin size kendinizi kötü hissettirmesine izin vermeyin. Birisi sizi bu konuda eleştirirse eğer şunu bilin ki tamamen kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerini size söylüyordur. Yani size kilo almışsın diyorsa o kendisinin kilo aldığını düşünüyordur. Kötü görünüyorsun diyorsa kendisinin kötü göründüğünü düşünüyordur" Kişisel algılamayın yani konunun sizinle bir ilgisi yok:)))))
Blogger tarafından desteklenmektedir.