İsminiz Hayatınızı Etkiliyor mu?

YAZAR : Salı, Haziran 19, 2018
Ä°lgili resim
İsminizi seviyor musunuz? Ya da isminizin anlamının sizin kişilik özelliklerinizle uyumlu olduğunu düşünüyor musunuz? Bir düşünün bakalım. Eskiler bir bebeğe isim koyduklarında eğer çocuk hasta olursa "isim ağır geldi" der ismini değiştirirlermiş. İsmi taşıyamamak diye de bir şey var yani, çok ilginç değil mi?
Online anket sitesi Tellwut'ta 2013 yılında yapılan "İsminizi seviyor musunuz?" anketine katılanların %73'ü "evet" demiş. Yani genel olarak insanlar ismini seviyor diyebiliriz. Sürekli duyduğumuz için alışkanlıkta olabilir tabi. Bir de dünyada duymaktan en çok hoşlandığımız şey kendi ismimizmiş, biliyor muydunuz? 
komik isim ile ilgili görsel sonucu
Geçen yıl ABD'de yayımlanan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi'nde yer alan bir araştırmada, araştırmacılar insanların fotoğraflarını deneklerin önüne koyarak  4 kişilik olası isim listesinden, fotoğraftakilerin adını tahmin etmelerini istemişler. Denekler tahminlerinde yüzde 38 oranında başarıya ulaşmış. (Matematiksel olarak yüzde 25 tutturma şansları vardı). Araştırmacılar buna benzer diğer çalışmalarda da benzer sonuçlar buldu. 
Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi'nde State University of New York akademisyenleri tarafından 2002'de yayınlanan bir başka araştırma ise insanların kendi isimlerine benzeyen yerlerde oturduklarını ve benzer isimli meslekleri olduğunu iddia ediyor. Mesela Louis isimli kişilerin St. Louis'de herhangi birinden daha çok oturduklarını söylüyorlar.  Aynı araştırmada Dennis ve Denise'lerin daha çok dişçi (dentist) olduğu savunuluyor. 
İncognito isimli çok satan bir kitapta okumuştum. Kendi isminizde bulunan harfleri içeren isimli partner seçme olasılığınız çok yüksekmiş. Yani isminizde geçen en az 2-3 harf eşinizde ya da sevgilinizin isminde de geçiyormuş. Bakın bakalım sizinki öyle mi?
Ä°lgili resim
1948 yılında Harvard Üniversitesi'nde iki profesör, son zamanlarda mezun olmuş kişilerin isimlerinin akademik performansları üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığına bakarak 3 bin 320 erkekle ilgili bir çalışma yayınladı. Sıra dışı isimleri olan erkeklerin, daha yaygın isimlere sahip olanlardan daha fazla sigara içtikleri veya psikolojik nevroz belirtilerinin ortaya çıkma olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldular. Nadir isimlerin, taşıyıcılarında olumsuz bir psikolojik etkiye sahip olduğu sonucu çıkarılabilir.  Ama  aksi görüşler de ortaya çıktı. 1984'te, psikolog Debra Crisp ve meslektaşları, daha yaygın isimlerin daha çok beğenilmesine rağmen bir kişinin eğitim başarısı üzerinde hiçbir etkisi olmadığını söyledi. Eğitim başarısı bir yana, 2004'te yapılan bir araştırmada Chicago ve Boston gazetelerinde yer alan ilanlara 5 bin başvuru yapıldığı ve  daha çok beyazlarla özdeşleşen isimlerin siyahlara oranla yüzde 50 fazla geri dönüş aldığını buldular. Aslında bu durum tüm dünyada aynı.  Mesela, 2006'da Stockholm Üniversitesi'nde   yapılan araştırmada, Slav, Asyalı ya da Afrikalı isimleri İsveççe isimlerle karşılaştırdı. Araştırmaya göre, yeni isimler alan göçmenler, diğerlerinden ortalama yüzde 26 daha fazla kazanç elde ettiler. İsimler tüm dünyada olduğu gibi İsveç'te de yoruma açıktı. 
Friedrich Nietzsche ne demiş: Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.


Yaratıcı Capsler

YAZAR : Salı, Haziran 12, 2018
Bayılıyorum yaratıcı capslere. Zeka karşısında şapka çıkarmak lazım:)))
Bizim de oğlumla tam capslik bir olayımız oldu ama ekran görüntüsü almayı unutmuşum maalesef:(
Bir gün Arda birlikte kurabiye yapmak istedi. Bende eksik malzemeleri marketten gidip alırsa (hiç sevmez markete gitmeyi) yapabileceğimizi söyledim. Elinde malzeme listesi yazan tarif yani telefonuyla markete gitti. Oradan bana mesaj attı "anne evde silme tuz var mı?" Tarifte 1 çay kaşığı silme tuz yazıyormuş:))))

Bir kaç tane komik ve zekice caps paylaşalım o zaman.



Bu örnekler çoğaltılabilir aslında. Türk tipi tıp mesela "böğrüne yel girmiştir". "Çatlaktır o kırık olsa duramazsın"........


Hem de ne üç kağıtçı oluyorlar. Yeni nesil doğuştan uyanık bizim gibi mel mel bakmıyor:)))


Aslında tehlikeli konular. Her an kavga çıkabilir.


Oğlum bunu kız kardeşine sürekli söylüyor "unutursam sakın beni uyarma bak , döverim" diyor:))))



Eeee ne yapalım anayız biz. Deli gibi sevmek ruhumuzda var:)))




Valla ben babaya hak verdim:)))

Kişisel Algılama Hastalığı

YAZAR : Pazar, Haziran 10, 2018
alınganlık karikatür ile ilgili görsel sonucu

Toplum olarak bir çok şeyi kişisel algıladığımızı, gereksiz alınganlık yaptığımızı düşünüyorum. Bu toplumun bir parçası olarak , öncelikle ben ve genel olarak kadınlar. Cümleyi şöyle toparlayacak olursak Türk toplumu , özellikle Türk Kadını biraz alıngandııııır:)))) 

alınganlık karikatür ile ilgili görsel sonucu

Gereksiz alınganlık yaptığımı ve bir çok şeyi anlamsızca kişisel algıladığımı ilk kez üniversite bittikten sonra öğretmen olmak için aldığım pedogojik formasyon eğitiminde fark etmiştim. O güne kadar hiç üzerinde düşünmemişim, hiç farkında olmamışım. Bir eğitimin başarısı eğitim alan kişide bir takım düşünce ve davranış değişikliğine yol açıp açmadığıyla ölçülür(bunu da o eğitimde öğrenmiştim:))) Bende formasyon eğitimi bakış açısı değişimine ve davranış değişikliğine yol açtı kesinlikle. Başarılı bir eğitimmiş diyebiliriz:)))


Kişisel algılamayla ilgili ikinci fakındalığım Psikolojik Danışmanlık yüksek lisansı yaparken bir hocamızın anlattığı örneklerle oldu. Dedi ki hocamız; eğer bir insan size kilo aldığınızı söylüyorsa hiç üzerinize alınmayın kendisinin kilo aldığını düşünüyordur ya da o sabah kötü göründüğünü düşünüyorsa size kötü göründüğünüzü söylemesi yüksek bir olasılıktır. Yani insan doğası gereği en önem verdiği şey kendisidir ve kendinde hissetmediği hiç bir şeyi dışarıya yansıtamaz. 

alınganlık karikatür ile ilgili görsel sonucu

Sonra bu farkındalıklarımla ne mi y aptım? Çok gözlem yaptım ve insanların davranışlarını üzerime alınmamayı öğrendim. Yani birisinin bana bu öğrendiklerimden önce söylediği bir cümleyi bütün gün kafaya takma sebebi olabilecekken şimdi "benimle ne ilgisi var ki?  tamamen kendisiyle ilgili, içindekini dışına vuruyor işte" diyorum. Bunu fark etmek ve yapabilmek öyle güzel ki, değerli zamanınızı, diğer insanların "bunu neden böyle söyledi, neden surat astı ki şimdi vb....." gibi davranışlarını yorumlamayla geçirmiyorsunuz. Negatif şeyler düşünmediğiniz için de daha mutlu ve huzurlu bir insan oluyorsunuz.
Geçen sabah eşimle işe giderken telefonu çaldı ve telefon arabaya tanımlı olduğu için konuşmaya bende şahit oldum. Konuştuğu kişinin tarzı hiç hoşuma gitmedi, sanki biraz eleştiriyor ve bir işi yapması için nazik bir şekilde zorluyordu. Bunu eşime söylediğimde gülümsedi ve hiç öyle düşünmediğini söyledi . "Bu bir iş, karşımdaki kişinin tarzı, tavrı bana değil ki, çalıştığım kuruma. Benim temsil ettiğim firmaya kızıyor ya da eleştiriyor, benimle ilgisi yok ki" dedi ve ben onun matematik zeka ya da mühendis kafası olduğunu bir kez daha hayretle gördüm. Ve aslında ne kadar doğru söylediğini düşündüm. Özellikle iş hayatında ne  çok sık bunu yaptığımızı hatırladım. Sonra bana bir aydınlanma geldi:)))) sonra da bir gülme:)))
Neyse efendim bazen olaylara yukarıdan bakıyormuş gibi durup bir düşünmekte fayda var. Düşünürken de kişisel algılıyor muyuz, gereksiz alınganlık yapıyor muyuz diye bir sorgulamak lazım. Eğer öyleyse önce kendiniz sonra tüm çevreniz adına hayırlı bir şey yaparak kişisel algılamamaya çalışmaya başlayalım(hadi hemen şimdi yapalım). 
Son olarak son zamanlarda çok sık kullandığım bir cümleyle yazımı bitirmek istiyorum "kimse size karşı değil, sadece herkes kendinden yana":) Sevgiler.......


Buse Terim'den Fiziğini Eleştirenlere Yanıt

YAZAR : Perşembe, Haziran 07, 2018

Sabah sabah bu haberi okuyunca yine kadın olarak birbirimize ne kadar karşı olduğumuzu düşündüm. Resmen ezmek, eleştirmek için fırsat arıyoruz. Sosyal medyada ünlüleri eleştirenler aslında yüz yüze gelseler asla söyleyemeyecekleri şeyleri fütursuzca söylüyorlar. Ve aslında bir insanı ne kadar mutsuz edebileceklerini düşünmüyorlar. Belki de düşünüp bundan zevk alıyorlar. Sonuçta herkes kendi penceresinden bakar hayata. Ve penceresinin toz kir içinde olduğunu fark etmeyenler baktıkları her yeri tozlu, kirli görür. Buse Terim'e ne denmiş bilmiyorum ama yazık cevap vermek zorunda hissetmiş kendini. Henüz 50 günlük anne olan Buse Terim, fiziğini eleştirenlere sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla yanıt vermiş.
İşte cevabı:
"Bugün saçımdaki ilk beyazı gördükten sonra biraz size içimi dökmek istedim. Burada var olmaya başladığım günden beri fiziksel görüntüm hakkında yorum yapanlara kısaca bir son 3 senemi özetlemek istiyorum.
26 yaşında yani bundan 2 sene önce ilk kızımı doğurdum, onu 6 ay emzirdim, tam büyütme safhasına geçmişken yeniden hamile olduğumu öğrendim, sil baştan henüz hormonlarım kendini toparlamamışken aynı yola yeniden girdim.
Hamilelik uzaktan çok eğlenceli gözükse de bir kadın için tamamen değişim demektir. Ben bu değişimi 1 sene arayla iki kez yaşadım. İkinci kızımı 50 gün önce kucağıma aldım, şu anda onu da emziriyorum.
Sizin için uzaktan çok şahane gözüken o hayatımın içerisinde bir yandan kendi kurduğum işimi yürütmeye, benimle birlikte çalışan 10 tane genç arkadaşım için para kazanmaya ve üretmeye çalışıyorum.
Elbette bana yardım edenler var ama 28 yaşında bu kadar yakın iki çocuk annesi olmak ve bu süreçte hep ayakta kalıp hem evimi, hem işimi, hem çocuklarımı hem de tüm hayatımı idare etmek hiç kolay olmuyor bazen. Biz kadınların hayat boyu omuzlarında taşıdığı yükler hep ağır değil mi zaten?
Hiçbirimizin hayatı dışarıdan göründüğü gibi değil ve hiç birimiz özellikle kadınlar bu mecrada acımasızca yorum yapılmayı hak etmiyoruz. Yeni çıkacak beyazlarıma ve size sevgilerimle..."
Artık bu basit ego tatminlerinden vazgeçmek gerek. Kız kardeş olmanın zamanı. Hepimizin hayatı kendince zor. Bu yüzden dilimize, elimize, klavyemize sahip çıkalım lütfen:)



Kişiye Özel Reklam ve Toplumun Ahlak Anlayışı

YAZAR : Salı, Haziran 05, 2018



Teknoloji bazen tehlikeli olabilir😂🤣 bu video bana yıllar önce bir hava yolu şirketinin kampanyasını hatırlattı. Sanırım aynı hava yolu ile 2 uçuştan sonra 3. Uçuşta eş bedava gibi bir kampanyaydı. Ama sorun hava yolu firmasının bu kampanyasından yararlananların evlerine teşekkürler mektubu göndermesiyle ortaya çıktı. Çünkü kampanyadan faydalananlar bedava uçuşu eşleri için değil sevgilileri için kullanmışlardı ve mektup bunu ortaya çıkarmıştı. O zamanlar bir çok boşanma yaşandığı ve insanların hava yolu firmasına dava açtığı haberleri çıkmıştı . Benzer bir şeyi facebook ta yapmak istemiş ama aynı sebeplerden iptal etmiş diye duydum . Kişiye özel uygulamalar gündem de ya facebook ta mesela bir yüzük aldınız, onunla ilgili olarak "eşinize aldığınız pırlanta yüzük dolayısıyla küpelerde %30 indirim kazandınız " vb bir mesaj çıkıyormuş facebook anasayfanızda ve çok kısa sürmüş bu uygulama. Facebook tepkilerden tehlikeyi anlamış ve hemen sonlandırmış bu çalışmasını. Ne acı 😣😣

Blogger tarafından desteklenmektedir.