Kahkaha Terapisi

YAZAR : Pazartesi, Mart 18, 2019

Geçen hafta çarşamba günü Kahkaha Terapisti Gülnur Hanım'la "İlham Veren Kadınlarla Sohbetler"in 2. videosunu çektik. Önümüzdeki günlerde bloga da koyacağım videoyu. Bir arkadaşımın önerisiyle tanışıp sohbet etmeye karar verdik Gülnur Hanım'la. Kahkaha Terapisi ne demek çok merak ettim öncelikle. 
Kahkaha Terapisinin temelinde aslında bilinç altımızı olumlu yönde kandırmak var diyebiliriz. Her insanın bir titreşim frekans aralığı var. Frekansımız düştüğünde kendimizi iyi hissetmiyoruz, keyfimiz olmuyor ve olumsuz düşünmeye meyilli oluyoruz. Kahkaha Terapisi düşük frekansımızı arttırmaya yarıyor. Yani terapinin bazı teknikleri var. O teknikleri uygulamaya başladığınızda önce yapmacık kahkahalar atıyorsunuz ama devam ettikçe kahkahalar gerçek olmaya başlıyor. 
Çocuklarım küçükken onlara masal okurdum uyumadan önce. "Kötü kraliçe bir kahkaha atmış" diyerek zorla kahkaha atardım. Çocuklarımın bu çok hoşuna giderdi. "Anne gene kötü kraliçe gülüşü yap" derlerdi. Gülnur Hanım'a bunu söylediğimde "aynı kahkahayı biraz sürdürürseniz gerçeğe dönüşür ve terapi olur" dedi. Yani doğru yoldaymışım:)


Kahkaha Terapisini Hindistan'da bir doktor bulmuş ilk olarak. Kanser hastaları üzerinde denemeye başlamış ve bakmış ki hastalığın seyri yavaşlıyor ve hastaların bağışıklık sistemi güçleniyor, endorfin salgılıyorlar. Sonra bunu bir teknik haline getirmiş ve tüm dünyaya yayılmasına uğraşmış. Tüm dünyada hızla yayılmış ve eğitimleri verilmeye başlanmış. 
Charlie Chaplin “Gülmeden geçirilmiş bir gün boşa geçirilmiş bir gündür” demiş
Daha çok grup halinde yapılan kahkaha terapisinde katılımcıların %75 i doğal olarak kahkaha atabiliyor hale geliyorlarmış. 
Kahkaha Terapisi bir kere yapılıp biten bir şey olmadığı için gündelik olarak tekrar edildiğinde faydaları görülüyor.   Kendi kendinize de tekrar ettiğinizde frekansınızı yükselterek daha iyi  hissetmeye başlayabilirsiniz bu terapinin tekniğini öğrendikten sonra. 
Gülnur Hanım sohbet arasında bize de terapinin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak gösterdi. Anladım ki grup sinerjisi çok önemli. Daha kalabalık daha iyi diyebiliriz. Bizim 5 kişilik grupta sinerji çok iyiydi ve gerçek kahkahalar atmaktan gözlerimizden yaş geldi. 
Sonuç olarak evde de yapılabilecek bir uygulama kahkaha terapisi hatta lütfen evde de deneyin:))))
İlk önce sahte kahkahalarla başlayın, gerçeğe dönüşsün.

Organize İşler Sazan Sarmalı

YAZAR : Cuma, Mart 15, 2019
organize işler sazan sarmalı ile ilgili görsel sonucu

Dün gece Netflix'te Organize İşler Sazan Sarmalı filmini izledik. Sanırım sinemacılarla film yapımcıları arasındaki anlaşmazlıktan dolayı film çok erken Netflix'te gösterilmeye başlandı. 
Genel olarak filmi beğendim. Bildik şeyler diyebilirsiniz ama insanlar aslında bildik şeyleri severler. Yani çok satan romanlar, çok satan filmlere bakın hepsinin konusu aynıdır aslında. Aşk, önüne çıkan engeller ve genelde mutlu son.  O yüzden bilindik iyidir:))
Film çok duygusaldı bence. Komediden çok duygusal diyebilirim. Baba kız sevgisi, aile olmak vb.... konularını çok güzel işlemiş. Oyunculuklar çok iyi ama Kıvanç Tatlıtuğ'un oyunculuğu muhteşem. 

organize işler sazan sarmalı ile ilgili görsel sonucu

Film devam filmi olduğu için,  ilk filmden tanıdığımız Asım Noyan'ın kızı ve damadı bir dolandırıcılık mağduru oluyorlar ve kızı babasından yardım istiyor. Araları bozuk olan baba kız bu vesile ile aralarındaki buzları eritiyorlar. Çok fazla spoiler vermeyeyim ama Asım Noyan bahis mafyası lideri Kıvanç Tatlıtuğ ile karşı karşıya kalıyor. Ve komik olaylar, ıslatıp ıslatıp dövmeler(daha çok acıtıyor herhalde:))) şeklinde film devam ediyor. 

organize işler sazan sarmalı ile ilgili görsel sonucu

Kıvanç Tatlıtuğ'un rolünün hakkını  bu kadar vermesine hayran kaldım. Yani adam sadece yakışıklı değil çok iyi oyuncu tespiti yaptım film boyunca:)))
Filmi tavsiye ederim, eğlenceli ve duygusal zaman geçirmek isterseniz güzel bir seçim olabilir.


Romantikleşmek Ve Değişim

YAZAR : Salı, Mart 12, 2019
değişim ile ilgili görsel sonucu

Eskiden, yani daha gençken çalıştığım yeri,arkadaş çevremi, evimi , kullandığım şeyleri vb..... her şeyi çok çabuk değiştirir ve hemen de uyum sağlardım. Şimdilerde ise çok zorlanmaya başladım. Eşimin hediye aldığı, kullandığım markadan farklı marka telefona alışmam o kadar uzun sürdü ki anlatamam. Ne ara bu kadar muhafazakar oldum diye düşünüyorum.
Eşim bana her şeyle duygusal bağ kurduğumu , o yüzden ayrılmak istemediğimi , zor ayrıldığımı söylüyor. Ama insan olmak böyle bir şey değil mi? Bağ kurmak insan doğasının gereği, bağ kurmadan nasıl yaşanır ki?

sezen aksu acı tatlı ne varsa hazinemdir ile ilgili görsel sonucu

Aklıma Sezen Aksu'nun "Ben bu yüzden gidemem gitmem, Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir" şarkısı geliyor. Belki de kişiden kişiye ya da yaş aralığına göre değişiyordur bu durum. Ama etkileşimde bulunduğumuz her şeye biz bir şey katıyoruz, her şey de bize bir şeyler katıyor. Gençken daha az duygusal oluyoruz ve yaşlandıkça daha da romantikleşiyoruz:) sanki.

Oğlum büyüdü ve  boyu beni geçti , yurt dışında gezerken beni korumaya çalışma çabasını görünce "anneni korumaya mı çalışıyorsun?" dedim "evet ama o kadar romantikleştirmezsek olayı canım" dedi bana. Romantikleşmişim galiba gerçekten zamanla:)

değişim karikatür ile ilgili görsel sonucu

Değişim  demek bilinmeyen demek,bilinmeyen demekte güvensizlik demektir. Yani bildiğin, kendini güvende hissettiğin konfor alanından çıkmak demek. Risk demek :) Yani bunun romantikleşmeyle ilgisi yok, sağlamcılıkla ilgisi var:)


Gelin Kaynana Hikayesi; Hiç Bitmeyen Çekişme

YAZAR : Salı, Mart 05, 2019
karikatür psikiyatrist kaynana ile ilgili görsel sonucu

Yukarıda ki karikatürü instagramda paylaştım. İlk gördüğümde aklıma yıllar önce tanıştığım bir bayan doktor geldi. Uzun zaman önce, o zamanlar daha bekardım. Bir sağlık kurumunda çalışıyordum. Orada çalışan bir doktor bayan çok boş vermiş ve mutsuz görünüyordu. Zamanla samimi olduk onunla ve hikayesini anlattı. 
Doktor arkadaşımın adını Ayşe diyelim. Ayşe Hanım evlendikten 2 ay sonra kayın validesi ve kayın pederi onlara misafirliğe gelmişler. Tam 4 ay  kalmışlar. Bu 4 ay süresince Ayşe Hanım işe giderken  akşam yemeği için ne istediklerini söylüyorlarmış. Ayşe Hanım da işten eve yorgun argın gelip onların siparişlerini yapmaya çalışıyormuş. Mesela bir gün yaprak sarma başka bir gün karnıyarık vb... şeyler istiyorlarmış. Bu arada kendileri evde bütün gün hiç bir şey yapmadan oturuyorlarmış. Ayşe Hanım şok olmuş "ben doktor oldum , beni el üstünde tutarlar diye düşünürken köylü kızı muamelesi gördüm" dedi bana bunları anlatırken. Dört ay boyunca Ayşe Hanım, eşine zaman zaman "annenle baban evlerine dönmeyecekler mi? , beraber mi yaşayacağız?" gibi sorular soruyormuş ama her defasında eşinin tepkisiyle karşılaşıyormuş. 4 ayın sonunda Ayşe Hanım kendisi kayın validesiyle konuşmaya karar vermiş ve onlara ne zaman gideceklerini sormuş:) Kayın validesi ortalığı ayağa kaldırmış, ertesi gün gitmeye karar vermişler ama kayın valide giderken bütün apartmanın içinde "gelin bizi kovdu, edepsiz gelin" diye bağıra çağıra gitmiş.
Bu olaydan 1 yıl kadar sonra kayın pederi kalp krizi geçirip vefat etmiş. Ve kayın validesi evde yalnız korktuğunu bahane ederek onların yanına taşınmış. Birlikte yaşamaya başlamışlar. Kayın valide sürekli laf sokuyor, eleştiriyormuş, o cevap verdiğinde de oğluna gidip "ay oğlum biliyorsun ben nasıl iyi bir insanım Ayşe beni bugün yine yanlış anladı. Aşırı tepki gösterdi, çok üzüldüm ben" diyerek olayları tabi ki kendi tarafından anlatıyormuş. Ayşe Hanım da eşi eve gelir gelmez "annen bana şunu yaptı , bunu yaptı vb...." diyerek şikayet ediyormuş ve bilin bakalım kocası kimi haklı buluyormuş.
Bunları anlattıktan sonra Ayşe Hanım'ın neden öyle boş vermiş ve mutsuz göründüğünü anladım. Ve kendisi bana dedi ki "ben doktor olacak kadar zekiyim ama kayın validem kadar akıllı değilim. Politik konuşmayı bilmiyorum. Şikayet eden ben olduğum için hep haksız durumuna düştüm. Sen sakın kayın valideni şikayet etme . Daha politik konuş , davran. Çünkü kadınlar biribirlerine karşı çok acımasız. Ve erkekler annesiyle eşi arasında kalıyor, denge kuramıyorlar". Evlenmekten çok korktuğumu hatırlıyorum onunla bu sohbeti yaptıktan sonra:) 
Bizim toplumumuzda halen bir kayın valide baskısı gerçeği var maalesef. Ne kadar eğitimli olursanız olun , ne kadar kazanırsanız kazanın böyle davranışlara maruz kalabiliyorsunuz. Reklamlarda bile halen kadınlar kendilerini kayın validelerine beğendirmek zorunda. Yıkadığı bulaşıkların parlak olması, yemeklerinin çok lezzetli olması , çamaşırlarının temiz olması vb.... gibi bir sürü konuda kendini kayın validesine ispat etmek zorunda olduğu empoze ediliyor.
İşte bir karikatür beni geçmişe götürdü ve o arkadaşımı anımsadım. Şimdi nerede ne yapıyor bilmiyorum ama böyle çok kadın vardır eminim. Gelecekte değişeceği umudundayım. Kadınların kadınlara acı çektirmediği günlerin geleceğini ümit ediyorum. Siz de umutlu musunuz?

Şifa , Nasıl Daha Sağlıklı Olabiliriz

YAZAR : Perşembe, Şubat 28, 2019
netflix şifa belgeseli ile ilgili görsel sonucu

Netflix'e üye olduğumdan bahsetmiştim geçen yazımda. Dün gece de "Şifa" belgeselini izledim. Çok ilginç bir belgesel , aslında bilmediğimiz şeyler de değil ama yine de araştırma olarak sunulması , bilimsel kanıtlara dayanması açısından çok faydalı buldum. 

4. evre kanser hastaları ,vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar çıkan , asla yürüyemezsin denilen insanlarla yapılan görüşmeler. Yani modern tıbbın iyileşmez dediği ama iyileşen insanlar. 
Amerika'da son dönem çok popüler alternatif şifa uzmanları var belgeselde. Yaptıkları söyledikleri inanılmaz geliyor insanlara ama insanlar iyileşiyor bir şekilde. 

netflix şifa belgeseli ile ilgili görsel sonucu

Belgeselin sunucusu bayan iyileşen insanları ve nasıl iyileştiklerini araştırmış. Gerçekten iyileşebilmiş insanlarla bunu nasıl yaptıklarına dair röportaj yapmış. 
İnsanın beden-zihin ve ruh üçlemesinin birlikte ele alınarak iyileşebileceğini , yediklerimizin vücut kimyamızı değiştirdiğini ve düşüncelerimizin bir enerji olduğunu , bu enerjinin iste olumlu olumsuz nasıl düşünüyorsak bizi öyle etkilediklerini anlatıyor belgesel özet olarak. 

netflix şifa belgeseli ile ilgili görsel sonucu

Boş boş "inanırsak olur bence" demiyorlar, inanırsak vücudumuzda nasıl tepkiler meydana gelir de iyileşiriz bilimsel olarak anlatıyorlar. İyileşmiş insanların nasıl yaptıklarını açıklıyorlar. Hastalıklarla mücadele eden bir çok insana , buradaki insanların hayatlarının ilham olacağını düşünüyorum. 
Şifa belgeseli şifa olsun insanlara inşallah. İzleyin, izlettirin. Asla inancınızı kaybetmeyin.
Blogger tarafından desteklenmektedir.